(4721 S. K. m. 4, 364, 365) (YHGK 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Karar: Davada, aylık 150.000 TL yoksulluk nafakasının 400 milyon liraya, aylık 150.000 TL iştirak nafakasının da 100 milyon liraya çıkartılması, ayrıca reşit ve Açık İlköğretim Okulu 8.sınıf öğrencisi olan Sevilay için de; aylık 100 milyon TL. yardım nafakası bağlanması istenilmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; yoksulluk nafakasının 200 milyon liraya, iştirak nafakasının da 100 milyon liraya çıkartılmasına karar verilmiş, yardım nafakası talebinin ise; davacının açıköğretim fakültesinde öğrenci olup devam mecburiyeti bulunmadığından ve çalışıp kendi ihtiyaçlarını karşılayacak halde olduğundan bahisle, reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasal gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, 4721 s. Türk Medeni Yasasının 364. maddesine göre Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Yine aynı Yasanın 365. maddesinin 2.fıkrasında Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün, 1998/656; 688 s. ilamında da: ...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda, her ne kadar davacı Sevilay reşit ve sağlıklı olması sebebiyle çalışabilir konumda ise de, davanın açıldığı gün itibariyle işsiz olduğu sabittir. Öğrenim durumu (Açık ilköğretim Okulu 8.sınıf) dikkate alındığında ve ülkedeki ekonomik yapı gözetildiğinde davacının iş bulma imkanı da oldukça güçtür. Böylece hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan kız çocuğunun zaruret içerisinde bulunduğunun kabulü zorunludur. Salt iddiaya dayalı olarak kanaat edinilmesi suretiyle delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının geçimi için gerekli davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, MK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy