(818 S. K. m. 113)
Dava dilekçesinde 1.000.000.000 lira faiz alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekilinin 15.04.2002 tarihli dava dilekçesi ile, davalı aleyhine daha evvel açılmış ve kesinleşmiş bulunan ecrimisil davasında talep edilmemiş olan faiz bedeli 1.000.000.000 TL'nin tahsili talep edilmektedir.
Mahkemece, (asıl alacağın tahsil edilmesi sırasında davacı vekili tarafından faiz hakkının saklı tutulmadığından bahisle) faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında daha önceden görülen Bornova 2.Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2000/845 E, 2001/1024 K. sayılı ecrimisil dosyasında, davacı vekilinin faiz talebinde bulunmadığı ve kararda da faiz konusunda bir hükmün yer almadığı anlaşılmaktadır.
Ancak, kesinleşen ecrimisil kararının icraya konulduğu 2001/19112 sayılı İcra dosyasında ise, gerek icra emrinde gerekse takip talebinde "dava tarihinden itibaren faiz dava hakkımız saklıdır" ibaresinin bulunduğu buna rağmen asıl alacağın 18.02.2002 tarihinde (ihtirazi kayıt konulmadan) tahsil edildiği görülmüştür.
BK.nun 113/2 maddesi gereğince, "evvelce cereyan eden faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya icabi halden neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz" denilmektedir. Başka bir deyişle, faize hükmedilmesi için ana para alınırken faiz hakkının saklı tutulması veya halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması gerekmektedir.
Davacı vekilinin; asıl alacağı alırken faiz ile ilgili ihtirazi kayıt koymadığı anlaşılmakta ise de; takip talebinde ve icra emrinde faiz talep hakkını saklı tuttuğunu belirtmesi, asıl alacağının faizsiz tahsil edilmesine razı olmadığını göstermektedir. BK.nun 113/2 maddesinde faiz hakkının saklı tutulması koşulunun yanında "...veya hal ve icabından neşet eylemiş olmadıkça faizler talep olunamaz" cümlesi ile davacının faiz isteğinin saklı tutulduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece; kesinleşen ecrimisil bedeline uygulanacak yasal faiz miktarının (gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle) hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy