(818 S. K. m. 390)
Dava dilekçesinde 159.000.000 lira alacağın, banka faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin hamili bulunduğu kredi kartını çalanların (dava dışı üçüncü kişilerin) davalı işyerinden yaptıkları alışverişlerin karşılığı olan parayı kartı aldığı bankaya ödemek zorunda kaldığını bildirip gerekli özeni göstermeden çalıntı kredi kartının haksız olarak kullanılmasına neden olan ve böylece dava konusu zararın doğmasına ortak kusuru ile dahil bulunan davalıdan dava dışı bankaya ödemek zorunda kaldığı mal bedeli olan 159.000.000 liranın reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Mahkemece, davalı üye işyerinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının hemen bankaya durumu bildirip kredi kartını iptal ettirmesi gerekirken bunu yapmayarak olayda tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının olay tarihinde ATM makinesi içinde kalan kredi kartı ile ilgili işlem yapmayıp bankayı terk ettiği, ayrılmasının ardından dava dışı kimliği meçhul kişilerin kredi kartını makineden çıkarttıktan sonra davalı işyerinden alışveriş yapıp davacıya ait kredi kartını kullandıkları, 19.9.1999 tarihinde çalındığı iddia edilen visa kartı hakkında 7.10.1999 günü yazılı olarak ilgili bankaya bilgi verdiği, davaya konu slip'in ise 19.9.1999 tarihini taşıdığı ve üzerindeki imzaların da davacıya ait bulunmadığı hususları dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacının makine içinde kalan kredi kartı ile ilgili olarak bankaya yaptığı sözlü bildirimin tarihi konusunda dosyada herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır.
1- Davacı Kart Hamilinin Sorumluluğu Yönünden:
Kredi kartını kayıp veya çalınma gibi rıza dışı bir nedenle elinden çıkaran kart hamili, üyelik sözleşmesine göre kartı çıkaran kuruma derhal ve yazılı olarak kayıp bildiriminde bulunmak zorundadır. Bu bildirimin hiç yapılmaması veya geciktirilerek yapılması halinde, kart hamili kendi kusurlu bir davranışı ile hukuka aykırı kullanımına yol açmış olacağından, söz konusu kartla yapılan alışveriş bedellerini kuruma ödemekle yükümlüdür: Nitekim davacı da söz konusu ödemeyi yapmış bulunmaktadır.
2- Davalı Üye İşyerinin Sorumluluğu Yönünden:
Kredi kartı, üzerinde adı ve soyadı yazılı kişi tarafından kullanılabilir. Başka bir kişi tarafından ibraz edilen kredi kartını üye işyeri kabul etmemek zorundadır. Bu yüzden, kartı ibraz eden kişinin yetkili hamil olup olmadığının tespiti gerekir. Üye işyeri görevlisi bu amaçla, kredi kartı üzerinden yer alan imza ile müşterinin harcama belgesine attığı imzayı karşılaştırarak benzerlik bulunmaması halinde müşterinin kartla ödeme talebini reddetmelidir. Kart üzerindeki imza ile, harcama belgesine atılan imzanın birbirine uygunluğu değerlendirilirken üye işyeri görevlisinden beklenen özen B.K. mad. 390'a göre yerine getirilmesi gereken özendir. Bu yüzden, çıplak gözle yapılan incelemeye rağmen müşterinin yetkili hamil olmadığının saptanamaması halinde üye işyerini sorumlu tutmak mümkün değildir. Bundan ayrı olarak şüphe halinde müşteriden kimlik belgesi dahi istenebilmelidir. Özet olarak denebilir ki, kural olarak üye işyeri kast veya ağır ihmal ile verdiği zarardan kart hamiline verdiği zarardan sorumludur. Örneğin kart üzerindeki imza ile harcama belgesine atılan imza arasında çok açık bir farklılık olmasına rağmen nakit ödemeksizin alışveriş olanağı tanınması halinde üye işyeri ağır kusurlu bir davranış ile söz konusu zararın doğmasına neden olduğundan ötürü kart hamiline karşı sorumlu olur.
Mahkemece bu ilke ve esaslar çerçevesinde olay tamamen aydınlatılıp, davacı ve davalının karşılıklı kusurları mukayese edilip, zarar faili ile zarar görenin (zararın meydana gelmesine neden olan davranışları) karşılaştırılıp sorumluluklarının kusurları ile orantılı olarak aralarında paylaştırılmaması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy