(4721 S. K. m. 683, 756)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i ile 600.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın sıfat yokluğundan reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; makilik dere yatağında bulunan içme suyu kaynağının, köyün ihtiyacını temin etmek için 1965 yılında depo yapılmak suretiyle köye akıtıldığını, 2001 yılında, yaz mevsiminden aşırı sıcak ve kurak geçmesi nedeni ile ihtiyacın arttığını ve suyun yetmediğini, deponun tamiri ve yeni bir kaynağın depoya ilavesi için, deponun çevresinde kazı yaptıklarını, davalının; kazı yapılan mahalli doldurarak çalışmaları engellediğini, oysa çalışma yapılan yerin kamu malı olup, özel mülkiyete konu olamayacağını iddia ederek, davalının suya vaki müdahalesinin men'i ile, davalının kazı yapılan yeri doldurması ile oluşan zarar bedeli 600.000.000 liranın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; su kaynağının bulunduğu yerin zilyetliği altında olduğunu ve bu sudan kendisinin yararlandığını; köy muhtarının kendisinden izin almadan kazı yaptığını köyün bu yerde hakkının bulunmadığını, dolayısıyla dava açma hakkının da olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu su deposunun bulunduğu yerin, Kavak İlçesi Çukurbük Köyü sınırları içerisinde olup 101 ada 1 nolu parsel olarak orman vasfında Maliye Hazinesi adına tespit gördüğünü; davacı ormanlık alanda kazı çalışması yaparak buraya sahiplenmek istemişse de, dava konusu yere ilişkin davacı sıfatının bulunmadığından bahisle davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı köy muhtarı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun bulunduğu yer, orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tespit görmüş olmasına göre; suyun genel su olduğunun kabulü gerekir.
Genel sulardan ise, kadim ve öncelik haklarına riayet koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Suyun orman içinden çıkmış olması (kaynakların arzın mütemmin cüz'i bulunmaları nedeni ile), bu sulardan yararlanma hakkı bulunduğu iddiasının dinlenmesine engel teşkil etmez. Orman alanında kazı çalışması yapılması izne tabi ise de; Orman İdaresi davada taraf olmadığına göre; sudan 1965 yılından beri yararlanan davacı köyün, davalının eyleminden ötürü davalıya karşı dava açmakta hukuki yararı mevcuttur.
Bu nedenle, davacının; davacı sıfatının bulunmadığından bahisle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davacı köyün, kazı çalışması yaparak önceden kullandığı su deposuna katmak istediği su kaynağından; davalının, kazı çalışmasından önce yararlanıp yararlanmadığını araştırıp saptamak, tarafların ihtiyaçlarını bilirkişiler vasıtasıyla tespit etmek ve öncelik haklarına riayet edilerek sudan; tarafların ihtiyaçları oranında yararlandırılması yoluna gidilmek; davalının hukuka aykırı eylemi (kazılan yeri kapatması) nedeni ile davacı köyün bir zararı doğmuşsa, belirlenecek zarar bedelinin de davalıdan tahsiline karar vermekten ibaret olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy