(5434 S. K. m. 47)
Dava: Dava dilekçesinde 1983-1993 yılları arasında fahri imamlık yaptığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde; 1983 ve 1993 yılları arasında H İlçesi İ Köyünde Fahri İmamlık yaptığını ancak bu hizmetinin herhangi bir sosyal güvenlik kurumu tarafından güvence altına alınmadığını, emekli sandığına borçlanabilmek amacıyla bu hizmet süresinin tespitini istemiştir.
Davalı Diyanet İşleri Başkanlığına izafeten H İlçe Müftülüğü, çalışma süresinin yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 15.05.1983 ile 10.06.1993 arası Fahri imamlık yaptığının tespiti cihetine gidilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu edilen sürelerde o yerde muhtarlık veya ihtiyar kurulu üyeliği yapan kişiler tespit olunarak bunlardan sorulmak suretiyle tanıkların sözleri birlikte değerlendirilerek hüküm tesis edilmiş ise de; mahkemece uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl saklanabileceği hususu düşünülmemiştir.
Yine, davacının o yerde çalıştığı hususunda tanık beyanlarını destekleyen yazılı belge bulunamamış olup, köy karar defterinin incelenmesinde de çalıştığına ve köy halkı tarafından ücretinin ödendiğine dair bir bilgi ve belgeye rastlanamamıştır.
Bundan ayrı olarak, Müftülükten, dava konusu tarihler arasında o yerde kadrolu veya kadrosuz çalışan imam-hatip ve müezzinlerin listesi istenmemiş ise de, yazılan müzekkere cevabında davacının Fahri imam olarak görevlendirildiğine dair belge bulunmadığı bildirilmiştir.
O halde mahkemece, tanık beyanlarını destekleyecek nitelikte yazılı belge bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken, sırf tanık beyanlarına nazaran davanın kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy