(1086 S. K. m. 352) (818 S. K. m. 41, 42)
Dava: Dava dilekçesinde 66.000.000 lira tazminatın, yasal faizi masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalılar C. ve R.Ü. yönünden reddi, davalı İ.Ü. yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde, kendisine ait olan taşınmazında bulunan direk ve tellerin davalılar tarafından sökülüp atıldığını beyan ederek, bu direk ve tellerin bedeli olan 66.000.000 liranın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında, direk ve tellerine kendilerinin zarar vermediğini ifade etmişler ve kendilerine bu konuda teklif edilen yemini de eda etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, maddi tazminat isteminden ibarettir. BK'nun 41. maddesi gereğince, gerek kasten, gerekse ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile başkasını hukuka aykırı olarak zarara uğratan kimse tazminat ile yükümlüdür. Ancak maddi tazminata hükmedilebilmesi için, zarar verici davranış ile hukuka aykırı eylem arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
BK.nun 42/1 maddesine göre, tazminat isteyen kimse zararı ispat etmeye mecburdur. Davacı, bu madde hükmü gereğince zararın varlığını, tutarını, kusur durumun, hukuk aykırılığı ve uygun illiyet bağını kanıtlamak durumundadır. Davacı somut olayda, tüm delilleri ile dava konusu direk ve tellerin kendisine ait olduğunu ve davalıların tarafından gerçekleştiğini ispat edememiştir. HUMK'nun 352. maddesinin "yemin edecek taraf için cezayı gerektirici fiiller hakkında yemin teklif edilemez" hükmü gereğince, mahkeme tarafından iddiasını tam olarak ispatlayamayan davacıya yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması da mümkün değildir.
Mahkemece, tazminat talebinde bulunan davacı tarafın, iddiasını ispatlayamamasına rağmen, davalıların eda ettikleri yemine dayanarak davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.7.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy