(743 S. K. m. 197, 200)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı (K.davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili davacı ile davalının 1973 yılında evlendiklerini ve müşterek iki çocuklarının bulunduğunu, davalının, evi terkederek başka bir kadınla evlilik dışı yaşamaya başlaması sonucu açılan nafaka davasında; müvekkili davacıya aylık 200.000.000 lira tedbir nafakası bağlandığını, Ankara 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/444 E 2001/650 K. sayılı dosyası ile nafakanın artırılması davası açtıklarını, ancak bu taleblerinin koşullar değişmediği gerekçesiyle red edildiğini, bahse konu karardan bu yana aradan iki seneden fazla zaman geçtiğini ve ekonomik koşulların müvekkili aleyhine değiştiğini, günün ekonomik şartları ve enflasyon durumu gözetilerek aylık 200.000.000 lira nafakanın aylık 600.000.000 liraya yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (davacı) da Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada; 4721 sayılı Yasa ile kocanın bakım yükümlülüğünün kalktığını ve davacı (davalı)nın nafakaya ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını talep etmiş, iş bu dava dosyası birleştirilmiştir.
Mahkemece, her iki davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı (davalı) vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada; Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/238-651 sayılı kararı ile davacı lehine hükmedilen tedbir nafakasının, aradan geçen zaman sürecinde şartların değişmesi nedeniyle artırılması istenilmektedir.
TMK.'nun 197/2. maddesine göre; Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Aynı yasanın 200. maddesine göre de; koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır.
Somut olayda, önceki nafaka davası ile davacının nafaka istemekte haklı olduğu belirlenmiş ve aylık 200.000.000 lira tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Yaklaşık iki yıl önceki tarih itibariyle hükmedilen nafakanın; paranın yüksek enflasyon nedeniyle satın alma gücünü yitirmesi ve davacının ihtiyaçlarının doğal olarak artması sonucunda; en azından değerinin düştüğü bir gerçektir. Hakim, nafaka takdirinde; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumu arasındaki dengeyi kurarak, hakkaniyeti de gözeterek kararını vermelidir. Her ne kadar, bir önceki açılan artırım davasında; davacı Aysel Çubuğun Tarım Bakanlığından işçi emeklisi olduğu aylık 190.000.000 TL. maaş aldığı, ayrıca kiralık evinin bulunduğu aylık 300.000.000 lira kira aldığı ve ekonomik durumu itibariyle zarurete düşmeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmiş ve bu kararda Yargıtay 2. Hukuk Dairesince 4721 sayılı yasanın 186.maddesi gereğince eşlerin birlik giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılmak zorunda bulunmalarına, davacının da geliri bulunmasına göre (TMK. md. 197/2) yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddi gerekir gerekçesi ile onanmış ise de; her dava açılma tarihindeki şartlara tabidir. İlk nafaka davasının üzerinden iki yılı aşkın süre geçmiştir. Ülkemizdeki ekonomik koşulların bu süre içinde değiştiği şüphesizdir. Mahkeme, tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, ilk nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak, bir karar vermelidir. Davalının emekli maaşı ilk nafaka takdirinde aylık 516.000.000 lira iken, şimdi ise 1.594.000.000 liraya ulaşmıştır. 4721 sayılı yasanın 186/3. maddesi; eşlerin, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılmalarını öngörmesine göre, davalı; geliri oranında birliğin giderlerine katılmalıdır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; taraflar arasındaki ekonomik dengenin davacı kadın aleyhine bozulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda bahsedilen hususlar gözetilerek, davacı kadın lehine hakkaniyete uygun nafaka artırımına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy