(4721 S. K. m. 4, 175, 176/4)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesi ile boşanma kararı ile aylık 150.000.000 lira yoksulluk nafakası bağlandığını, bağlanan nafakanın ihtiyaçlarına yetmediğini iddia ederek aylık nafakanın 400.000.000 liraya çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, Davacıya 10 ay önce bağlanan 150.000.000 lira yoksulluk nafakası günün ekonomik koşulları nazara alındığında mahkememizce yeterli bulunmuştur. Kaldı ki davacı 10 aylık sürede davalı tarafın ekonomik durumunda bir artış olduğunu ispat edememiştir gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK.'nun 176/4 maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması ya da azaltılmasına karar verilebilir. Davanın açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmamıştır. Kararın kesinleşmesinden kısa bir zaman sonra dava açılması halinde mahkemece yapılacak iş, bu süre içerisinde tarafların ekonomik durumlarında önemli bir değişiklik olup olmadığını araştırmak, ülke ekonomisindeki dalgalanmaları gözetmek ve TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Somut olayda, ilk nafaka takdirinin üzerinden yaklaşık bir yıllık süre geçmiştir. Ülkemizdeki ekonomik koşulların bu süre içinde değiştiği şüphesizdir. Mahkeme, tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, ilk nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir.
Davalının önceki dava sırasında aylık geliri 500.000.000 lira olarak belirtilmiş iken, bu dava dosyasında 700-800 milyon lira olduğu ifade edilmiştir. Davalının gelirinde önemli ölçüde bir artış olduğunun anlaşılmasına göre, nafakanın da en az bu ölçüde artırılması gereklidir.
Yukarıdaki ilkeler dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy