(4721 S. K. m. 176, 6) (1086 S. K. m. 240)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalıdan boşandığını; boşanma ile birlikte davalı lehine 75.000.000 lira nafakaya hükmedildiğini, ancak davalının gayri ahlaki bir yaşam sürdüğünü beyan ederek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının iddialarını boşanma davası sırasında da ileri sürdüğünü, ancak mahkemenin yoksulluk nafakasına hükmettiğini ifade etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
TMK. nun 176/3 maddesi gereğince ...irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararı ile kaldırılır hususu düzenlenmiştir.
Yargılama sırasında dinlenilen davacı tanıkları davalının gayrimeşru bir yaşam sürdüğüne ilişkin mahallede dedikodu yapıldığını, değişik erkekler ile kafelerde, piknik yerlerinde gezdiğini ifade etmişlerdir.
HUMK. nun 240. maddesi gereğince tanık delili takdiri bir delildir. Bu nedenle hakim, tanıkların ifadeleri ile bağlı değildir. Tanığın doğru söylemediğini başka delil ve belirtiler ile anlarsa, tanık ifadelerinin aksi yönde de karar verebilir.
MK.mad.6 gereğince Herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir Davacı, davalının gayrimeşru yaşam sürdüğünü iddia ettiğine göre, bu hususu delilleri ile kesin bir şekilde ispat etmelidir. Davacı tanıklarının müşahhas bir olaya dayanmayan soyut beyanlarının, savunma tanıklarının davacının aksini ispat eden beyanlarına tercih edilmesinde bir isabet bulunmamış, takdirde hataya düşülmüştür.
O halde mahkemece, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, soyut tanık beyanlarına dayanarak davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy