(4721 S. K. m. 195, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin davalı ile imam nikahı ile evli olduklarını ve bu evlilikten müşterek çocuklarının bulunduğunu, davalı kocanın eşini evden kovup ilgilenmediğini beyan ederek davacı için l00.000.000-TL. ve davacının yanında bulunan 2 çocuğun her biri için 100'er milyon TL. tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, iddiaların doğru olmadığını, davacının 3 yıl önce müşterek evi terk ettiğini ve nafaka talep edilen çocukların ise kendisinden olmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyada mevcut nüfus kayıtlarının incelenmesinden, nafaka talep edilen müşterek çocuk Ş'nin 28.08.2001 tarihli noter senedi ile davalı babası tarafından tanındığı ve nüfusta da babasının hanesinde kayıtlı olduğu görülmüştür. Nafaka talep edilen diğer çocuk C'nin ise, nüfus kayıtlarında annesi olan davacının nüfus kütüğünde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
TMK'nun 195. maddesi "evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır" hükmünü ihtiva etmektedir. Maddenin lafzının incelenmesinden, "evlilik birliği" ve "eşler" ibarelerinin kullanıldığı görülmüştür. O halde bu madde hükmü gereğince eşlerin tedbir nafakası talep edebilmeleri için resmi bir evlilik birliğinin bulunması gerekir.
Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilmeden, davacı ve davalının resmen evli olup olmadıkları ve müşterek çocuk olduğu iddia edilen C'nin davalı ile soy bağının kurulup kurulmadığı yeterince araştırılmadan, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy