(818 S. K. m. 410, 415)
Dava: Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları mahfuz tutularak 5.014.845.800 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar dilekçelerinde, davalılar ile aynı kooperatif üyesi olduklarını ve genel kurul kararı gereğince herkesin dükkânını kendisinin yapacağının kararlaştırıldığını, ancak bu dükkânların yapımı sırasında projeye göre "mütemadi temel" atılırken davalılara ait dükkân temellerinin de atıldığını ileri sürerek bunun maliyet bedeli 5 014 845 800 liranın davalılardan hisseleri oranında tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 29.4.1999 tarihli Genel Kurul kararında buna dair karar alınmadığı ve davacıların inşaatlarının sağlam olması amacıyla bu tarz temel pabuçları atıldığı gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş olup, hüküm, süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif ortağı davacıların yasal bir yükümlülüğü bulunmadığı halde yine kooperatif ortağı olan davalıların temel pabuç betonlarını yaptırması nedeniyle bunun maliyetinin geri verilmesi isteminden ibarettir.
Vekâleti olmadan başkası hesabına tasarrufa ait Borçlar Kanununun 410-415 maddelerinde yazılı hükümlere göre iş sahibinin menfaati için yapılmış bir işte, yapan kimsenin hal icabına göre zaruri veya faydalı bütün masraflarını faizi ile ödemeye iş sahibi mecburdur.
Somut olayda, delil olarak bildirilen Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/320 D.iş dosyasında raporda inşaat mühendisi bilirkişi tarafından "... inşa edilmekte olan iş yerlerinin betonarme projesi gereğince dükkânların şömellerinin münferit olmayıp, mütemadi şömel oldukları, bağ kirişleri ile birbirlerine bağlı oldukları, dolayısı ile bu durumda inşaat aşamasında temel pabuçlarının birlikte atılmış olduğu..." bildirilerek maliyet hesabı yapılmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 76. maddesine göre; hakim tarafların gösterdiği hukuki sebeple bağlı olmadığı gibi, tarafların hukuki sebep göstermemiş olması halinde de davada uygulanacak hukuk kuralını kendiliğinden bulup uygulamakla yükümlüdür.
O halde mahkemece, yapılacak keşifte ve alınacak bilirkişi raporunda inşaat projesine göre yapılan dükkânlarda uygulanan inşaat tekniğinin zorunlu olup olmadığı öncelikle saptanmalı ve sonucuna göre davacının sözleşme dışı olarak inşaatta yapmış olduğu munzam işlerden dolayı belirlenecek bedelin yasa hükümleri uyarınca davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, kooperatif genel kurul kararının bulunmadığını gerekçe göstererek davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy