(4721 S. K. m. 4, 364, 365)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı ( kız çocuğu ), davalı babasının yardımına muhtaç bulunması nedeniyle, daha önce açtığı davada aylık 100.000.000 lira nafakaya hükmedildiğini, ancak aradan iki yıl geçmiş olup, bu miktar nafakanın ihtiyaçlarını karşılamadığını ileri sürerek; aylık nafakanın, 300.000.000 liraya yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının, reşit olup, herhangi bir yaygın ya da örgün eğitimde okumadığı, vücudunda çalışmayı engeller bir sakatlığının bulunmadığı, bedenen ve ruhen çalışmaya engel bir halinin olmadığı bu nedenle, yardım nafakasının şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Kemah Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/4 Esas, 2002/16 Karar sayılı ilamı ile; davalı ( babanın ) aylık 100.000.000-TL. nafakayı ödemeyi kabul etmesi nedeniyle, davacı yararına aylık 100.000.000-TL. nafakaya hükmedildiği kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 364. maddesine göre; "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. "
Yine aynı kanunun 365. maddesinin 2.fıkrasında; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. " düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 1998/656- 688 sayılı ilamında da:"...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ( eğitim ), gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların..." yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda; her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda ise de, davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz olduğu sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında da davacının iş bulma imkanı oldukça güçtür. Davacının annesi yanında kalması onu sadece barınma ihtiyacından kurtarır. Davalı baba, önceki davada; kızının yardıma muhtaç bulunduğunu kabul etmiş ve aylık 100.000.000 lira nafakaya karar verilmiştir. Davacının, dava tarihinde de "yoksulluk" durumunun devam ettiğinin anlaşılmasına göre; iki yıl önce hükmedilen nafakanın, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK.nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, uygun bir miktarda artırılması gerekir.
Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy