(1086 S. K. m. 434) (7201 S. K. m. 21) (2886 S. K. m. 74, 75) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Dava dilekçesinde 72.000.000 lira alacak ve fer'ileri için takibe vaki itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, hükmü temyiz eden davalıya eksik harç ve masrafları tamamlaması için HUMK 434/3 maddesi uyarınca çıkarılan muhtıraya rağmen tamamlamadığı için temyizden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ise de, muhtıra Tebligat Kanunun 21. maddesi uyarınca tebliğ edilirken davalının halen bu adreste bulunduğu ancak geçici olarak adreste bulunmadığı belirtilmediği gibi, haber verilen komşunun ismi yazılarak imzası da alınmadığından TK. nun 21. ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddelerine göre usulsüz olduğu anlaşıldığından red kararı kaldırılarak esastan yapılan inceleme sonunda;
Davacı Belediye Vekili; Sahilde Hazineye ait taşınmaz üzerine baraka yapan davalıya sunulan temizlik, çöp toplama, ilaçlama gibi hizmetlerin 2000 yılı Encümen kararı ile belirlenen bedeli 72.000.000 liranın gecikme bedeli ile birlikte tahsili için takibe vaki itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, barakayı 1999 yılında boşaltması nedeniyle hizmetten yararlanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerden; Milli Emlak Genel Müdürlüğünün emirlerine istinaden 2886 sayılı yasanın 74. ve 75. maddeleri uyarınca barakanın tahliyesi ve yıkılmak üzere mal müdürlüğüne teslimi, aksi halde mevzuat gereği yıkılacağı 23.2.2000 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, davalıya ait barakanın hangi tarihte yıkıldığı ise tesbit edilememiştir.
Kanun aksini emretmedikçe, taraflardan her biri iddiasını ispat ile yükümlüdür (MK. mad. 6).
O Halde davacının alacağını isteyebilmek için öncelikle bedele konu hizmetleri verdiğini ispat etmesi gerektiği düşünülmeden davanın kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, takipte asıl alacak ile birlikte gecikme zammı toplamına aylık %7 faiz yürütülmesi talep edildiği halde faize faiz yürütülemeyeceğinin ve 6183 sayılı yasa ile gecikme zammının her yıl değiştiğinin düşünülmemesi, bunun yanında icra inkar tazminatının likit kabul edilen asıl alacak üzerinden takdiri gerekirken gecikme zammı üzerinden de tahsili doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy