(1475 S. K. m. 14/4) (5521 S. K. m. 1)
Dava: Dava dilekçesinde 4.900.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan rücuan tahsili istenilmiştir. Mahkemece görev yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı ( İstanbul Muhakemat Müdürlüğü ), İş Yasasının 14. maddesine dayanılarak işçilerinin açtığı dava sonunda; son işveren sıfatı ile ödedikleri kıdem tazminatının, yine aynı Kanunun 14/4.fıkrası uyarınca; işçinin daha önce çalıştığı davalı şirkette geçen hizmet karşılığına isabet eden miktarının rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, "dava ile, davacı kurumun İş mahkemesi kararları uyarınca çalıştırdığı işçilere ödediği kıdem tazminatının; bu kişilerin davalı şirkette de çalıştıklarını, bu süre için davalı şirketin de kıdem tazminatından sorumlu olduğu iddia edilerek, 4.900.000.000 TL:sinin davalı şirketten "rücuan" tahsiline karar verilmesi istenmektedir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasasının 1. maddesine göre İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle iş mahkemeleri görevlidir. Bu nedenle bu davaya bakma görevi İş Mahkemesine aittir" gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerçekten İş Mahkemelerinin görevini belirleyen 5521 sayılı Yasanın 1. maddesinde, İş Yasasına göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanununa dayalı her türlü hak uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Görevi belirleyen bu hüküm sınırlayıcı buyurucu hükümlerdendir.
Uyuşmazlık konusunu, bu hüküm kapsamı içinde düşünmek mümkün değildir. Zira, uyuşmazlık iki işveren arasındaki rücuan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığına göre; mahkemece, davanın esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy