(4721 S. K. m. 759)
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiş, mahkemece "yapılan keşif sonucu davalının açtırdığı kuyunun davacıya ait kuyunun etki alanı içinde bulunduğu, davalının kuyusundan su alındığında davacı kuyusundan alınabilecek su miktarında azalma olacağı, davalının açtırdığı kuyunun kapatılması halinde davacının kuyusunun verimliliğinin artacağı belirlendiğinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir" gerekçesi ile; davalının kuyu açmak suretiyle davacı kuyusuna müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava konusu su kuyu suyu olmakla, genel su niteliğindedir.
Kural olarak genel sulardan herkes kadim ve öncelik haklarını ihlal etmemek koşuluyla faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Mahkeme gerekçesinde; yapılan keşif sonucunda, davalının açtığı kuyunun davacıya ait kuyu suyunu etkilediği, bu nedenle davalının açtığı kuyunun kapatılarak müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; alınan bilirkişi heyeti (Jeoloji Mühendisleri) raporunda; "2 nolu kuyudan su alındığında yer altı suyunun rezervuarındaki bütün su kütlesini etkileyeceğinden ve suyu azaltacağından 1 nolu kuyudan su alma imkanı yavaş yavaş azalacaktır. Aynı şekilde 1 nolu kuyudan su çekildiği zaman, 2 nolu kuyudan alınabilecek su miktarında bir miktar azalma görülebilecektir. Böylece her iki kuyuda birbirini etkilemektedir" denilmekte olup, tecavüzün varlığından kesin olarak sözedilmemektedir. Tecavüzün varlığı için, etkilenme kâfi olmayıp, davacının ihtiyacının karşılanmayacak derecede kuyusundaki su miktarının azalması gerekir. Bu nedenle, dosyadaki raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece yapılacak iş; suların en az olduğu mevsimde Jeoloji ve zirai bilirkişiler marifetiyle yeniden keşif ve inceleme yapılarak, dava konusu suların debisi tespit edilmeli, tarafların ihtiyaç durumları saptanmalı, davalının açtığı kuyunun, davacı kuyusunu etkileyip etkilemediği, dolayısıyla tecavüzün varlığı uygulama yapılmak suretiyle (boya vs. kullanılarak) belirlenmeli, tecavüzün varlığı anlaşılırsa; davacının sudan daha önce yararlandığı böylece öncelik hakkı bulunduğu gözetilerek ihtiyacı kadar su davacıya verildikten sonra; davacının ihtiyacından fazla su bulunması halinde, davalının yararlanmasına da olanak verecek şekilde su rejimi düzenlemek suretiyle karar verilmelidir.
Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy