(4721 S. K. m. 6, 8, 995)
Dava dilekçesinde müdahalenin men'i ile aylık 500.000.000 lira ecrimisilin masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, tapulu taşınmazın (dairenin) davalı tarafından haksız kullanımı nedeniyle vaki müdahalenin meni ve 1.9.2000'den 13.9.2001 tarihine kadar gerçekleşen ecrimisilin tahsili istenilmiş; mahkemece, yargılama aşamasında dava konusu taşınmaz davalı tarafından tahliye edildiğinden konusuz kalan meni müdahale isteminin reddi, ecrimisil isteminin ise 1.9.2000 tarihi itibariyle kısmen kabulü yönünde karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK'nun 995.maddesine ve 8.3.1950 gün ve 22/4 sayılı YİB Kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyiniyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.
Somut olayda, davalının kötüniyetli olarak haksız kullanımı nedeniyle ecrimisil istenilmiş, buna karşın davalı kötüniyetli olmadığını, kullanımın (davacı tarafın muvafakatine dayanan) iyiniyet çerçevesinde olduğunu savunmuştur.
Kural olarak başkasına ait tapulu taşınmazı haksız olarak kullanan şahsın iyiniyet savunmasında bulunamayacağı kabul edilmiş ise de, uyuşmazlığın özelliği gereği davalının kötüniyetli olduğu iddiasının araştırılması gerekir. Zira, taraflar boşanmış eşler olup,davalı (kocanın) davacı eşine ait daireyi kullanımı evlilik birliğinin bulunduğu dönemde başlamış ve boşanma sonrasındada bir süre davacının muvafakatine dayalı olarak sürmüştür. Dolayısı ile bu süre içerisindeki kullanımı iyiniyetli olup ecrimisile konu edilemez.
Ne var ki davacı, yazılı ve sözlü olarak davalının kullanımına 1.9.2000 tarihi itibariyle son vermek için ihtarda bulunduğunu iddia etmiştir. Böylece bu iddianın ispatlaması gerekir (TMK'md.6). Yazılı ihtarname 28.8.2001 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olup (1.9.2000) istem tarihi itibariyle yazılı bir ihtar sözkonusu değildir.
Diğer taraftan, tanık anlatımına göre davacının boşanma öncesinde (1999) sözkonusu daireyi boşaltması için davalıyı uyardığı tespit edilmiş ise de, dava dilekçesinde açıkça vurgulandığı gibi, davalının, müşterek çocukların babası olması nedeniyle uyuşmazlığa konu daireyi boşanmadan sonra da bir süre rızaya dayalı olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
O halde bu rızanın ortadan kalktığı tarih yemin dahil hertürlü delille kanıtlanabileceğinden bu yöndeki davacı delilleri toplanıp sonucuna göre ecrimisil başlangıç tarihi saptanıp hesaplama yapılmalı ve bu tespite dayalı olarak hüküm tesis edilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy