(7201 S. K. m. 10, 11, 25, 35)
Dava: Dava dilekçesinde 2.500.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, tarafların ½ şer malik oldukları dairenin davalı tarafından işgal edilmesi nedeniyle 1998-2002 yılları için toplam 2.500.000.000 lira ecrimisilin davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, taraflar arasında görülen önceki davalarda ( boşanma davası vs. ) davalının yurtdışında ikamet ettiği ve tebligatın Almanya'daki adresine yapıldığı, ancak buna rağmen şimdiki davada ise davalının Türkiye'deki ( dava konusu taşınmazın bulunduğu ) adresinde ( Tebligat Kanunun 35. maddesi gereğince ) tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanununun 10. maddesinde "Tebligat tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresine yapılır" denilmektedir.
Bu durumda, mahkemece; davalının bilinen en son adresinin araştırılması gerekmektedir. Davalının yurt dışında ikamet ettiği anlaşılırsa; davalının bilinen yurtdışı adresine Tebligat Kanununun 25. maddesi gereğince tebligat yapılmalıdır. Aksi halde yani dava konusu taşınmazın bulunduğu adresin davalının bilinen en son adresi ise o takdirde şimdiki gibi karar verilmelidir.
Belirtilen hususlar hakkında yeterli inceleme yapılmadan ve tebligatın geçerli olup olmadığı araştırılmadan davalının savunma hakkı kısıtlanarak yokluğunda davaya devam edilip eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ancak, temyiz aşamasında davalının Avukat tuttuğu anlaşıldığından bundan sonraki yargılamanın yine Tebligat Kanununun 11. maddesinde yer alan "vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır" hükmü gereğince davalının Avukatına yapılacak tebligat ile davaya devam edilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy