(3194 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde 1237 m2 olan (5) nolu parselden davacının 1997 yılında hisse satın aldığı, daha sonra imar uygulaması ile tarafların (7) nolu parselde ve üzerinde bulunan binada hissedar oldukları iddiası ile 1998-2003 dönemi için ecrimisil talep etmiş, davalı (F) taşınmaz üzerinde bulunan binanın kendisi tarafından yapıldığını ve tarafların İmar Kanunu'nun 18. maddesi gereğince hissedar oldukları ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece taşınmazda tarafların İmar Kanunu'nun 18. maddesi gereğince değil ve fakat pay satın almak suretiyle hissedar oldukları kabul edilmekle birlikte ecrimisil talep edilen binanın davacının taşınmazda hisse satın almasından önce yapılmış olması ve davacının binanın yapımında katkısı bulunmaması nedeniyle dava reddedilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1237 m2 ve (5) nolu parselde arsa olarak davalı (F) adına tapuda kayıtlı iken, (F)'nin taşınmazın 617/1237 hissesini kendi üzerinde bırakarak 310/1237 hissesini davacı (F)'a aynı miktardaki hisseyi de davalı (G)'a 17.9.1997 tarihinde sattığı, daha sonra yapılan imar uygulaması ile taşınmazın 617 m2 olarak (7) parsel numarasını aldığı ve davalı (F)'nin 307/617, davalı (G) ile davacı (F)'un 155/617 hissesinin bulunduğu, ecrimisil talep edilen binanın önce (5) nolu parselde, imar uygulaması sonucunda da (7) nolu parselde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece olayımızda İmar Kanunu'nun 18. maddesinin uygulanmayacağına dair tespitinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, dava konusu taşınmaz davalı (F) adına arsa olarak kayıtlı iken üzerine bina yapıldığı ve davacıya hisse sattığı anlaşılmaktadır. Tapuda arsa olarak kayıtlı bulunan taşınmazda bulunan binanın mülkiyet durumu kural olarak arsanın mülkiyeti durumuna tabidir. Ancak bunun aksi her türlü delille kanıtlanabilir.
Taraflar arasında düzenlenen 18.11.1997 tarihli adi yazılı belge binanın hisse satışı dışında bırakıldığını ispata yarayan (başlı başına) yeterli bir delil olarak kabul edilemez. Tapu kaydında da binanın mülkiyeti konusunda bir şerh bulunmamaktadır.
O halde mahkemece davalıdan arsada hisse satışı yapılırken binanın bu satış dışında bırakıldığına dair deliller sorularak, bu delillerle birlikte taraflar arasındaki 18.11.1997 tarihli belge de değerlendirilmek suretiyle binanın mülkiyeti konusunda bir sonuca varılmalıdır.
Taraflar dava konusu taşınmazda müşterek maliktirler. Kural olarak bu mülkiyet durumun intifadan men şartı gerçekleşmeden ecrimisil talep edilemez. Tabi (ürün veren taşınmazlar) veya hukuki (kira geliri gibi) semere getiren taşınmazlar için bu şart aranmaz. İntifadan men şartı tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Davacının bu davadan önce aynı taşınmaz için taksim davası açtığı anlaşıldığından (intifadan men şartının daha önce gerçekleştiğinin kanıtlanamaması durumunda) o davadaki dava dilekçesinin davlıya tebliğ tarihinde bu şartın gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
O halde mahkemece binanın mülkiyetinin arsanın mülkiyet durumuna tabi olduğunun kabul edilmesi (davalının bunun aksini kanıtlayamaması) halinde taşınmazın kimin ne şekilde kullandığı araştırılmalı ve yukarıda açıklandığı gibi inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Kabul şerhine göre de, (dava konusu binanın davalıya ait olduğu kabul edilse dahi) tarafların nizalı arsada müşterek halinde malik oldukları ve davacı tarafından açılan taksim davasındaki dava dilekçesinin davalıya tebliğ tarihinde intifadan men şartının gerçekleştiği kabul edilerek bu tarihten itibaren arsa üzerinden davacı payına göre hesap edilecek ecrimisile hükmedilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 375.000.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy