(4721 S. K.m. 327, 330)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde daha önce hüküm altına alınan 600.000.000 lira iştirak nafakasının davacının gelirinin azalması nedeniyle 400.000.000 liraya indirilmesi, karşı dava dilekçesinde de iştirak nafakasının 2.000.000.000 liraya çıkartılması talep edilmiş.
Mahkemece, davacının ortağı olduğu akaryakıt istasyonunda satılan akaryakıt miktarının düştüğü ve buna bağlı alarak davacının gelirinde azalma olduğu kabul edilerek iştirak nafakasının 450.000.000 liraya indirilmesine karşılık davanın da reddine karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/42-E, 2002/399-K sayılı ilamı ile evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin anneye verildiği ve 300.000.000 lira iştirak nafakasına hükmedildiği, 12.07.2002 tarihinde açılan dava ile de iştirak nafakasının 600.000.000 liraya çıkartıldığı, nafakanın azaltılmasına ilişkin olarak eldeki davanın da 05.06.2003 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
TMK. nun 327. maddesinde Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. hükmü; 330.maddesinde Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. hükmü; 331. maddesinde de Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. hükmü getirilmiştir.
İştirak nafakasının miktarı tayin edilirken müşterek çocuğun ihtiyaçları yanında nafaka yükümlüsünün gelir durumunun da dikkate alınacağı ve durumun değişmesi halinde nafakanın miktarının yeniden belirleneceği veya kaldırılacağı hususlarında duraksama yoktur.
Nafaka miktarının yeniden belirlenmesi ya da kaldırılması için durumun değiştiğinin ilgilisi tarafından ispat edilmesi gerekir.
Mahkemece her ne kadar davacının ortağı olduğu akaryakıt istasyonunun gelirinin son üç yılda tedricen düştüğü gerekçesi ile nafakanın indirilmesine karar verilmiş ise de, nafakanın indirilmesi talebi ile açılan eldeki davadan yaklaşık olarak 11 ay önce açılan davada iştirak nafakası 600.000.000 lira olarak hüküm altına alınmıştır. Mahkemece ise son üç yılda davacının ortağı olduğu akaryakıt istasyonunun gelirinin tedricen düştüğü gerekçesi ile nafakanın indirilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından davacının diğer mali durumunda bir değişiklik olduğu iddia edilmemiştir.
O halde nafakanın arttırılmasına ilişkin olarak açılan önceki davadan bu yana nafaka miktarının indirilmesini gerektirecek şekilde davacının durumunda bir değişiklik olduğu kabul edilemez.
Nitekim aynı iddia ile davacı tarafından diğer nafaka alacaklılarına karşı açılan aynı nitelikteki dava reddolunmuş ve verilen karar kesinleşmiştir.
Bu nedenle davacının ortağı olduğu istasyonun gelirinin son üç yılda düştüğü kabul edilerek bu davadan yaklaşık olarak 11 ay önce açılan dava ile 600.000.000 liraya çıkartılan iştirak nafakasının indirilmesine karar verilmesi doğru değildir.
Bundan ayrı, daha önce nafakanın arttırılmasına ilişkin olarak açılan dava tarihi (12.07.2002) ile nafakanın arttırılması talep edilen karşılık davanın tarihi (07.07.2003) arasında yaklaşık olarak bir yıl geçmiştir. Bu süre içerisinde ülkede yaşanan enflasyon ve müşterek çocuğun ihtiyaçlarındaki artış dikkate alınarak hakkaniyet gereğince nafakanın arttırılmasına karar verilmesi gerekir.
Karşılık davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy