(4721 S. K. m. 758)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i ile 500.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin tarlası içerisinden geçen (içme ve sulama amaçlı kullandığı) suyu, komşu tarla sahibi davalının, kazı yapmak suretiyle kendi tarlasına çevirdiğini iddia ederek; suya vaki müdahalenin men'i ile müvekkilinin tarlasındaki verimin ve tarlanın değerinin düşmesinden dolayı uğradığı zarar miktarı 500.000.000 liranın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; suyu, davalının tarlasından değil satın aldığı tarla içerisinden çıkarttığını, zaten davacının bahsettiği tarlanın 20 yıldır ekilip biçilmediğini, ayrıca suyun davacı tarlasından akmaz olduğunu, tarlaların yan yana bulunduğunu, bu nedenle davacı isterse kazı yaparak kendi tarlasında su çıkarabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının men'i müdahale davasının kabulü ile; davalının daha önce davacının almış olduğu suya vaki müdahalesinin önlenmesi ile eski hale iadesine, tazminat yönünden ise; davanın 228.500.000 liralık kısmının kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun, tarafların tarlalarının ortak sınırından çıkan, sızıntı şeklinde, yer altı suyu (genel su) olduğu anlaşılmaktadır.
Genel sulardan ise, kadim ve öncelik haklarına riayet koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Mahkemece, davacının babası tarafından tespit edilerek ark yapılmak suretiyle havuza akıtılan suyun, davalının suya yakın yerde (1,5-2 metre derinliğinde) kazı yapması nedeniyle kuruduğu, yapılan keşifle gözlemlenmiştir denilerek, suya vaki müdahalenin önlenmesi ile eski hale iadesine karar verilmiştir. Mahkemece yapılan keşifte; su işinden anlayan uzman bilirkişi (Jeoloji Mühendisi) dinlenmemiştir. Davacı tarlasında akan suyun, davalının eylemi (kazı yapması) neticesinde kuruyup kurumadığı saptanmadığı gibi, davalının çıkarttığı suyun kapatılması durumunda suyun eski hale gelip gelmeyeceği, başka bir anlatımla; suyun, davacının tarlasından yeniden akıp akmayacağı araştırılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, dinlenen tanıklar; davacıya ait tarlanın yıllardır kullanılmadığını, suyun da 5-6 yıldır havuza akmadığını beyan etmişlerdir. O halde, davacının tarlayı sulayamamasından doğan ürün kaybı mevcut değildir. Suyun eski hale iadesine karar verilmiş olmasına göre; davacının tarlasında değer kaybı da söz konusu olamaz. Bu durumda, mahkemece tazminata hükmedilmesi de doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş; suların en az olduğu bir dönemde (Eylül-Ekim ayları) uzman bilirkişiler aracılığıyla (Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Fen elemanından oluşacak bir heyetle) yeniden keşif yapılarak, öncelikle dava konusu suyun debisinin ölçülmesi, sonradan yapılan kazının, davacının önceden yararlandığı suyu etkileyip etkilemediğinin belirlenmesi; etkilemediği anlaşılırsa davanın reddine karar verilmesi gerekir. Etkilediği anlaşılırsa; sonradan çıkarılan suyun kapatılması halinde, suyun eski hale dönüşüp dönüşmeyeceğinin araştırılması ve su eski hale dönüşmüyorsa, davacının tarlasında meydana gelen değer kaybı nedeniyle, tazminata hükmedilmesi; su eski hale dönüşüyorsa, tarafların suya olan ihtiyaçları belirlenerek, öncelik hakkı (davacının) korunmak suretiyle, gerekirse tarafların ortaklaşa yararlanabilecekleri bir su düzeneği ve rejimi oluşturularak, tarafların kullanım süreleri de gösterilmek suretiyle bir düzenleme yapılıp, ona göre hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy