(4721 S. K. m. 175, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde davacı tarafından ödenmekte olan yoksulluk nafakasının davalının bir başkasıyla "anlaşmalı olarak " evlendiği ayrıca babasından yetim maaşı aldığı iddia edilerek kaldırılması istenilmiş, mahkemece davalının bir başkasıyla birlikte yaşadığı ayrıca babasından dolayı almakta olduğu 300.000.000 lira yetim maaşının kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda olduğu kabul edilerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
TMK.nun 175. maddesinde "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. " hükmü; 176/3 maddesinde de "...alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır. " hükmü getirilmiştir.
Tarafların Uşak 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/775 E.-2000/577 K. sayılı ilamı ile boşandıkları, davalı için 45.000.000 lira yoksulluk nafakasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davalının evlilik olmadan fiilen evliymiş gibi yaşadığı kabul edilmiş ise de, "...davalı bana başka birisiyle evlendim dedi..." şeklinde beyanda bulunan davacı tanıkları Lütfüye Keleş ile Fatma Coşkun'un bu beyanları davalının evliymiş gibi yaşaması olgusunun kabulü için yeterli olarak kabul edilemez.
Davalı taraf babasından dolayı 300.000.000 lira yetim maaşı aldığını beyan etmiştir.
Yasamızda yoksulluk tanımlanmamış ise de, yoksulluk durumunun ülkenin ekonomik ve sosyal koşullarına göre belirlemek gerekir. Kişinin temel ihtiyacı olan yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve kültür gibi harcamaları karşılayacak geliri olmayanlara yoksul denebilir.
O halde davalının almakta olduğu yetim maaşının kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda olduğu kabul edilemez.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle kabul edilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy