(4721 S. K. m. 327/2, 364, 365)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: HUMK.nun 438. maddesi gereğince davanın niteliği gözetilerek duruşma isteminin reddi gerekmiştir.
Davacı vekili dilekçesi ile; davalının küçük Fatin Can'ın babaannesi olduğunu, küçüğün babası Yusuf Narin'in 23.5.2003 tarihinde vefat ettiğini, küçüğün annesi olan müvekkilinin ise evliliğinin başından itibaren çalışarak eşi ve çocuğuna baktığını, ancak artık iş bulamadığını, aciz duruma düştüğünü, küçüğün son derece varlıklı olan baba tarafının yardımına muhtaç hale geldiğini ileri sürerek, küçük lehine aylık 3.000.000.000 TL nafakaya hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; istemin kısmen kabulü cihetine gidilerek, dava tarihinden karar tarihine kadar aylık 750.000.000 TL, karar tarihinden itibaren ise aylık 1.000.000.000 lira nafakaya hükmedilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 364. maddesine göre; herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy ve altsoy ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ( TMK.365/1 md. ).
Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir ( TMK 365/2 md. ).
Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından sağlanır ( TMK 327/2 md. ).
Buna göre; küçük yönünden davalı babaannenin nafaka yükümlülüğü davacı annenin acze düşmesi halinde mümkündür. Dosya kapsamından davacı annenin SSK emeklisi olup, aylık 330.000.000 TL gelir elde ettiği, ayrıca C.F. Promosyon Ürünleri Tic. Ve San. Ltd.Şti. nin hakim ortağı olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak, somut olayda davacı artık çalışmadığını ileri sürmesine rağmen, söz konusu şirketteki ortaklığının devam edip etmediği, devam ediyor ise gelir durumuna göre acze düşüp düşmediği araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Öte yandan, davacı sadece ölen eşinin annesinden nafaka isteminde bulunmuş olup, mahkemece aynı sıradaki diğer yükümlüler davacının anne ve babasının ekonomik ve sosyal durumları araştırılmadan karar verilmiştir.
O halde, mahkemece; davacının hakim ortağı olduğu şirkete ait ilgili kayıtlar getirtilerek, ortaklığının devam edip etmediği, ediyor ise gelir gider durumuna göre davacının acze düşüp düşmediği tespit edilmelidir. Acze düştüğünün anlaşılması halinde ise, davacının anne ve babasının da ekonomik ve sosyal durumları araştırılarak davalının yükümlülüğüne düşebilecek nafaka miktarı belirlenmelidir.
Kabule göre de; her dava açıldığı tarihteki koşullara göre incelenir ve dava tarihi itibariyle sonuç doğuracak şekilde hükme bağlanır. Nafaka kararları da kanundan doğan bir borcu beyan edici nitelikte olup, gerek nafaka yükümlüsünün gerekse nafaka alacaklısının durumlarında sonradan meydana gelen değişiklikler sebebiyle gözden geçirilerek yeniden nafaka miktarı tayin etmek mümkündür. Bu nedenle dava ve karar tarihi itibariyle farklı miktarlara hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 9.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy