(818 S. K. m. 414)
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar 7.12.1996 tarihli kira sözleşmesi ile 360 m2 büyüklüğünde iki katlı (toplam 720 m2) işyerini davalıya banka şubesi olarak kullanılmak üzere kiraladıkları halde davalıların teras katına jeneratör ve arşiv odası ilave etmek suretiyle, ayrıca terasa çıkış merdivenine isabet eden kısmada 13 m2 lik bilgisayar sistem odası yapmak suretiyle kira sözleşmesi dışında yerler kullanıldığından ötürü 67.700 ABD dolarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, "teras katın diğer katlardan bağımsız olarak tasarruf edilmesinin ve dolayısıyla başka kişilere kiraya verilmesinin mümkün bulunmadığı bilirkişi raporuyla da belirlendiğinden davanın reddine" karar verilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmektedir.
Bir nesneye (taşınmaza) haksız olarak kötü niyete, kendi çıkarına zilyet olan kimse, onu hak sahibine geri vermekle yükümlüdür.
Bundan ayrı olarak, kendi çıkarına haksız olarak başkasının hukuk alanına girip işine karışıp kazanç elde eden kimse (davalı) hak sahibinin (davacının) tazminat davasındaki gibi zararı ya da nedensiz zenginleşmedeki gibi yoksullaşması aranmaksızın bu "haksız karışma kazancı" nı geri vermesi gerekmektedir.
Başkası hesabına vekaleti olamadan tasarruf hakkındaki kurallara (BK md.414) benzetme yoluyla başkasına ait bir taşınmazı yetkisi olmadan kullanmasından ve yararlanmasından kötü niyet sahibi zilyedin faydalanamaması gerekir. (Homberger, A; Zilyetlik ve Tapu Sicili, Çev.Suat Bertan, Ank. 1950 sh.159). O halde BK mad.414 teki kendi çıkarına haksız olarak başkasının hukuk alanına girip, işine karışıp elde edilen kazancın geri verilmesi ilkesi başkasının taşınmazım haksız olarak kendi çıkarına kullanan kötü niyeti kimseye, malikin (davacının) zararı aranmaksızın, o taşınmazım kullanmayacak ya da kullandırmayacak olsaydı bile, kullanacağını ya da kullandıracağını, böylece zararını ispatlayamayan hak sahibi (davacı), kötü niyetli zilyet o taşınmazı başkasına kiralamışsa en aşağı o taşınmazın getirebileceği kira karşılığını hukuksal semere olarak isteyebilecek; kötü niyeti zilyet kendisi kullanırsa bir şey isteyemeyecek ki bu, mantıksız bir sonuç olurdu (onun için bakınız Sungurbay sh 419).
Taşınmazın kullanma biçiminin de önemi yoktur.
Davalı, taşınmazı bizzat kullanmasının objektif değerini ödemeye mahkum edilmelidir.
O halde mahkemece yukarıda anlatılanlar ışığında araştırma yapılarak davalının elinde bulunan taşınmazın kiraya verilmesi halinde piyasa koşullarına göre ne kadar bedel getireceği bilirkişi eliyle belirlenmeli ve sonucuna göre bir hüküm kurmaktan ibarettir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy