(4721 S. K. m. 688, 693, 995)
Dava: Dava dilekçesinde 2.380.000.000 lira ecrimisilin tahsili dava tarihinden sonra ise her ay 190.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili sonraki dönemlerde TEFE oranında artırılarak ödenmesine karar verilmesi, karşı davada ise 11.600.000.000 lira ecrimisilin faizi ile tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı ( k.davacı ) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, müşterek taşınmazda bulunan müştemilatın davalı tarafından kullanımı nedeniyle 01.05.2001 - 31.03.2003 dönemi için 2.380.000.000 lira ecrimisilin tahsili ile dava tarihinden sonra her ay 190.000.000 lira ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının da fiili taksim sonucu kendisine bırakılan kısma müştemilat yaptığını bu nedenle davanın reddini, ayrıca davacının kullandığı müştemilat ve kullandığı dairelerin daha değerli olması nedeniyle kira farkından dolayı toplam 11.600.000.000 lira ecrimisilin tahsilini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı ( karşı davacı ) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, her paydaşın müşterek mülkiyet konusu şeyin tamamı üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak yer ve zaman itibariyle sınırlandırılmamıştır.
Bunun yanında, paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir. Paylı malı kullanan, kullanmayan paydaşın haklarını rayiç kira üzerinden payı oranında öder.
Ancak, paydaşlar yerce bölünmüş ya da zamanla değişen bir kullanma biçiminde uyuşmuş olabilirler. Bu halde anlaşma bozulmadığı sürece taraflar birbirinden ecrimisil isteyemez.
Somut olayda, tapuda arsa olarak kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan 4 katlı 8 daireli binanın doğu kısmını davacı, batı kısmını davalı alacak şekilde fiilen paylaşılmış ise de, davacının 2001 yılında batıdaki bahçede bulunan müştemilat için açtığı ecrimisil davasının kesinleşmesi ve davalının da davacı elindeki dairelerin daha değerli olmasından ötürü fark için bedel talebinde bulunduğuna dair ihtarı üzerine fiili taksim bozulmuştur.
O halde, fiili taksim konusundaki anlaşmanın bozulmuş olması ve Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki ilke uyarınca, paylı taşınmazda süregelen taksimi sonlandırarak ecrimisil isteyen davacıdan, davalının da paylı mülkiyete her tür el atılması veya payından az yer kullandığının anlaşılması halinde ecrimisil isteme hakkının doğduğunun kabul edilmesi gerekirken, kamelyanın kullanımının herkese açık olduğuna dair yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile karşı davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy