(2762 S. K. m. 27)
Dava: Dava dilekçesinde 690.000.000 lira taviz bedeli alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; Turanlar Köyü 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1952 yılında yapılan tapulama çalışmalarıyla tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın 5300/15570 hissesine sahip olan müvekkilinin bu hissesini 18.4.2003 tarihinde dava dışı 3.kişiye sattığını, satış sırasında tapu kaydında "Nakşidil Valide Sultan Vakfı" şerhi bulunması nedeniyle 690.000.000 lira taviz bedeli ödemek zorunda kaldığını; oysa, şerhin tek taraflı olarak idari bir emirle 1993 tarihinde konulmuş olduğunu, yasal bulunmadığını iddia ederek; haksız ve sebepsiz alınan 960.000.000 lira taviz bedelinin 19.3.2003 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "..önceki kayıt ve belgelerden taşınmazın aslının vakıf taşınmaz olduğunun anlaşıldığını, vakıf şerhinin gitti kayıtlarına sonradan işaret edilmiş bulunmasının yeni maliki taviz bedelini ödemekten kurtarmayacağını savunarak" davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; "...davalı idarece bir mahkeme kararına dayanılmadan idari bir işlem sonucu tek taraflı olarak tapu kaydına konulan vakıf şerhi ve bu şerhe dayanılarak alınan taviz bedelinin yasal dayanaktan yoksun olduğundan bahisle" davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare ( vakıflar ) vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre; Gayrisahih vakıflar yönünden taviz bedeli isteminin hukuksal bir dayanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, bu yönde herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; kök tapu kaydı ve belgeleri getirtilip, vakfiye örneği dosyaya alınmalı, sonra bu konuda uzmanlığı bulunan bilirkişi aracılığı ile vakfiye incelenmeli ve varsa tarafların bu konudaki tüm delilleri istenip toplandıktan sonra deliller değerlendirilmeli, böylece şerhe konu vakfın sahih vakıflardan olup olmadığı saptanmalı, sahih vakıf niteliğinde ise; taviz bedeline tabi bulunduğu gözetilip davanın reddine karar verilmeli, gayri sahih vakıf niteliğinde ise; şimdiki gibi davanın kabulü cihetine gidilmelidir.
Kabule göre de; davalı idare temerrüde düşürülmediği halde, alacağa dava tarihi yerine ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy