(1086 S. K. m. 74) (4721 S. K. m. 995) (818 S. K. m. 257)
Dava dilekçesinde 11.500.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadakı bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davalının haksız olarak sürüp ektiği taşınmazlara ilişkin olarak dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil toplamı 11.500.000.000 TL'nin davalıdan tahsili istenilmiş; davalı, kötüniyetli olmadığını, taşınmazları davacı (kayınbiraderinden) sözlü icar sözleşmesine istinaden kullandığını, kira bedellerini peşin ödediğini savunmuş; mahkemece, ecrimisil alacağının kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
TMK.nun 995. maddesine ve 8.3.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasının taşınmazını haksız olarak kullanmış olan kötüniyetli kimse o taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlüdür.
Somut olayda, davalının kötüniyetli olarak haksız elatması nedeniyle ecrimisil istenmiş, buna karşın davalı kötüniyetli olmadığını, taşınmazları kira sözleşmesi gereği kullandığını savunmuştur. Bu savunma davacı asil tarafından doğrulanarak dava konusu taşınmazları davalıya kiraya verdiği ve fakat kira parasının ödenmediği beyan edilmiştir.
Buna göre davalının kötüniyetli olmayıp, kiracı olduğu böylece ecrimisil isteme koşullarının oluşmadığı gözetilmeden istemin kabulü yönünde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Kabule göre de, HUMK.nun 74 ve devamı maddeleri gereğince, Hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup hukuki tavsifleriyle bağlı değildir. Hakim kanunları resen uygulamak durumundadır.
Dava konusu uyuşmazlıkta da her ne kadar ecrimisil istenmiş ise de asıl uyuşmazlığın, taraflar arasındaki kira sözleşmesine dayanan alacağa ilişkin olduğu dikkate alınarak bu yönde araştırma ve inceleme yapılıp deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 20.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy