(4721 S. K. m. 4, 186, 197) (YHGK. 01.05.2002 T. 2002/2-397 E. 2002/339 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, taraflar arasında görülüp red ile sonuçlanan ve kesinleşen boşanma davasından sonra davacı ve davalının ayrı yaşamaya devam ettikleri iddia edilerek aylık 150.000.000 lira tedbir nafakası talep edilmiş, mahkemece, "Her ne kadar davacı, davalı eş tarafından evde yalnız bırakılıp ayrılığa zorunlu kılınmış ise de; Medeni Kanun hükümlerine göre eşler evlilik birliğine mali güçleri oranında katılırlar, birlikte yaşamaya zorunlu olarak ara verilmesi halinde ise, hakim eşlerden birinin istemi ile birinin diğerine yapacağı katkıya karar verecektir. Buna göre davacı ve davalının ekonomik durumları değerlendirildiğinde davacının kazancı davalıdan daha fazladır. Keza müşterek çocuklarda davalı tarafından bakılmaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının nafaka talebi yersizdir " gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesi uyarınca; eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.
Aynı yasanın 197/2. maddesine göre de; Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir (TMK. madde 197/3).
Ayrıca, Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında; "asgari ücretle çalışılmakta bulunulmasının insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlamayacağı" özellikle vurgulanmıştır. (HGK. nun 01.05.2002 gün, 2-397 E, 339 K. sayılı ilamı da aynı mahiyettedir).
Somut olayda, davacı (kadın) ayrı yaşama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, davalı (koca), birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Zira, evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için, eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve (eşitlik ilkesine dayalı olarak) karşılamaları gereken bazı ortak giderler mevcuttur. Bu giderlere örnek olarak; kira parası, yakıt parası, elektrik, su ve telefon parası gibi giderler gösterilebilir. Giderlere katılmada ölçü olarak eşlerin "güçleri" esas alınmalıdır. Davalı (kocanın) gelirinin az olması, onu ortak giderlere katılma yükümlülüğünden büsbütün kurtarmaz, bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Keza, Davacı (kadının) da belirli ve sürekli bir gelirinin olması, ona, tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal değildir.
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek, TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, ayrı yaşamada haklı olduğu kabul edilmiş bulunan davacı (kadın) için uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken, davacının gelirinin davalıdan daha çok olduğundan söz edilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy