(4721 S. K. m. 4, 182, 328, 331)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, aylık 90.000.000 lira olan iştirak nafakasının 150.000.000 liraya çıkartılması istenilmiş, Mahkemece "önceki kararın kesinleşmesinden 7 ay sonra bu dava açılmış olmakla ekonomik durumları değişmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
İştirak nafakasına ait dava, açıldığı tarih itibariyle hüküm ifade eder.
Somut olayda, davacı 14.11.2002 tarihinde Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı 2002/495 sayılı dava ile iştirak nafakasının artırılmasını talep etmiş, davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden geçerli olmak üzere 90.000.000 liraya çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu dava ise yaklaşık 1 yıl sonra 11.11.2003 tarihinde açılmıştır.
4721 Sayılı TMK.nun 182/2 maddesine göre; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır."
Aynı yasanın 328/1 maddesine göre de; "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder." "Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir." "Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" (TMK.mad.331).
O halde, mahkemece bir yıl önce takdir edilen iştirak nafakasının; çocuğun ihtiyaçlarının artması, ülke ekonomisindeki gelişmeler ve yüksek enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması hususları gözönünde bulundurularak, TMK.nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak uygun bir miktarda artırılması gerekir.
Mahkemece yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy