(4721 S. K. m. 4, 197, 200)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; açılan nafaka davasında davacı (kadın) için aylık 40.000.000 lira, müşterek çocuk İbrahim için de aylık 20.000.000 lira tedbir nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen zaman içerisinde sembolik miktarda kalan nafakanın zaruri ihtiyaçları bile karşılayamadığını iddia ederek, aylık nafakanın davacı müvekkili için 150.000.000 liraya, küçük için ise 80.000.000 liraya yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça artırılması istenilen nafaka miktarının, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına uygun bulunmadığı ve davalıyı yoksulluk ve zarurete düşürecek nitelikte olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasından; davacının; ev hanımı olduğu, davalının ise; asgari ücretle (220.000.000 lira aylıkla) çalıştığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Kanunun 197/2.maddesine göre; "Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır" "Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hakim, ona ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır" (197/4. madde)
Aynı kanunun 200.maddesine göre de; "koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır" hükümleri mevcuttur.
O halde; mahkemece iki yıldan fazla bir zaman önce takdir edilen tedbir nafakasının; davacı tarafın ihtiyaçlarının artması, ülke ekonomisindeki gelişmeler ve yüksek enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması hususları gözönünde bulundurularak, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak uygun bir miktarda artırılması gerekir. Her ne kadar, nafakanın takdirinde; davalının hayat koşulları ve ödeme gücünün de dikkate alınması zorunluluğu var ise de; bu durum, yani davalının gelir seviyesinin düşüklüğü nafakanın artırılması gerekliliğini büsbütün ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, mahkemenin kabulünün aksine davalının geliri (asgari ücret) önceki dava gününe göre aynı kalmamış, artmıştır. Hakim, nafaka takdirinde; nafaka alacaklısı davacı tarafın (kadın ve çocuğun) ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumu arasındaki dengeyi kurarak, hakkaniyet ölçüsünde (az da olsa) nafakayı artırmalıdır.
Öte yandan, davalının kirada oturduğu ve aylık 90.000.000 lira kira ödediği hususunda davalının beyanıyla yetinilmiş, belge (kira sözleşmesi vs.) istenilmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy