(4721 S. K. m. 4, 182, 331)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; Afyon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/21 Esas, 2002/131 Karar sayılı ilamı ile; küçük Melek Kılıç için aylık 20.000.000 lira iştirak nafakasına hükmedildiğini, dava tarihinden itibaren iki seneyi aşkın bir zaman geçmiş bulunduğundan nafakanın aylık 150.000.000 liraya çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, "...kararın kesinleşmesi tarihi üzerinden birkaç ay geçtikten sonra 22.04.2003 tarihinde mahkemeye iştirak nafakasının artırılması yolunda dava açılmış olmakla, iştirak nafakasının artırılması bir yıllık sürelerle talep edilebileceğinden davalı aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir" gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK' nun 182/2. maddesine göre; " Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır." Aynı yasanın 331. maddesinde ise; " Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" hükümleri getirilmiş olup, davanın açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmamıştır. Kararın kesinleşmesinden çok kısa bir zaman sonra dava açılması halinde mahkemece yapılacak iş; bu süre içerisinde tarafların ekonomik durumlarında önemli bir değişiklik olup olmadığını araştırmak, ülke ekonomisindeki dalgalanmaları gözetmek ve TMK' nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak, oluşacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Somut olayda; iştirak nafakasına ilişkin hüküm 18.11.2002 tarihinde kesinleşmiş ise de; bağlanan nafaka miktarı 28.03.2002 tarihinde verilen boşanma kararı ile takdir edilmiştir. Bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre dikkate alındığında; küçüğün ihtiyaçlarının artması ve enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün düşmesi hususları gözönünde bulundurularak nafakanın uygun bir miktarda artırılması gerekir.
Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy