(4721 S. K. m. 683, 995)
Dava dilekçesinde mülkiyetin tespiti, 11.250.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, davalı ile ½'şer hisse olmak üzere (ortak) sahip oldukları arsa üzerine birlikte yaptırdıkları 5 katlı binanın tamamı davalının haksız kullanımında olmakla 11.250.000.000 lira ecrimisilin faizi ile birlikte tahsilini, birleştirilen 2002/961- 943 sayılı dava ise 5 katlı yapının ½'sinin kendisine ait olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yapının tamamının kendisine ait olduğunu, inşaatın ise ruhsatsız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bina ruhsatsız olmakla imar kanununa göre korunup korunmayacağı belli olmadığı gerekçesiyle mülkiyetin tespiti talebinin ve taraflar paydaş olup intifadan men şartı gerçekleşmediğinden ecrimisil talebinin reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.11.1999 tarih 1999/15- 653/965 sayılı kararına göre tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davalı bu taşınmazın tamamının kendisi tarafından kullanılmasına davacının açık ya da örtülü rızası bulunduğunu ileri sürmemiş, aksine taşınmazın tamamının kendisine ait olduğunu savunmuştur. O nedenle, savunma ve gerçekleşen maddi olgular (1 kat davalının kullanımında olup, bir katı kiraya vermesi, 2 katında ise çocuklarını oturtması, tanık beyanlarına göre inşaat alacağı nedeniyle 1998 yılında aralarının bozulması) karşısında bu davada davalının davacının kullanımına engel olup olmadığının ayrıca araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
Ecrimisil, kısaca hak sahibi zilyedin kötüniyetli ziynetten isteyebileceği tazminat olarak tanımlanabilir.
O nedenle işin esasına girilerek deliller değerlendirilmek suretiyle mevcut binayı tarafların ortak yaptığı sonucuna varılırsa davalının haksız kullanımı nedeniyle bina üzerinden, yalnızca davalının yaptığı sonucuna varılırsa davacının arsa payı üzerinden hesaplanacak ecrimisil bedeline hükmetmek gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy