(743 S. K. m. 86) (4721 S. K. m. 122) (1086 S. K. m. 195, 202)
Dava dilekçesinde davacı vekili davalıdan 2.664.250.000 lira nişan hediyesinin aynen, olmadığında bedelinin tahsilini, davalı vekili de davacıdan 1.622.000.000 lira maddi ve 5.000.000.000 manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte istenilmiştir. Mahkemece davacının davasının kısmen kabulü ile 1.779.250.000 liranın davalıdan tahsiline, davalı (k.davacı)nın davasının reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı (k.davacı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davacı (k.davalı)nın, davalı (k.davacı)dan 2.664.250.000 lira değerindeki nişan hediyelerinin aynen, olmadığında bedelinin tahsili talep edilmekte, karşı davada ise davalı (k.davacı)nın, davacı(k.davalı)dan 1.622.000.000 lira hediye bedeli ile 5.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsili dava ve talep edilmektedir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile 1.779.250.000 liranın davalı (k.davacı)dan tahsiline, karşı davanın ise (karşı dava dilekçesinin süresinde verilmediğinden bahisle) reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı (k.davacı) vekili temyiz etmektedir.
743 sayılı Medeni Kanunun 86.maddesinde "nişanlılardan her biri diğerine verdiği hediyeyi geri isteyebilir" hükmü yer almaktadır. Buna göre davacının davalıya verdiği mutad dışı hediyelerin iadesi yönünde kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur. Ancak davada altın hediyelerin haricinde giyim eşyası ve çatal-bıçak takımı vs. hediyelerin de niteliğindeki eşyaların da iadesi talep edilmiş ve mahkemece bu eşyalarında davacıya iadesine karar verilmiştir.
Oysa, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre giyinmekle eskiyen ve kullanılmakla tükenen nişan hediyelerinin iadesine karar verilemez. Bu nedenle mahkemece; (altın hediyeler haricinde kalan) giyim eşyası vs. bedeli 474.250.000 liranın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davalı (k.davacı)nın 10 günlük yasal süreden sonra karşı dava dilekçesi verdiği anlaşıldığından bu durumda mahkemece, karşılık davanın "açılmamış sayılmasına" karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Çünkü, davalı (k.davacı) vekili, karşılık davanın (süresinden sonra açılmış olması nedeniyle) açılmamış sayılmasına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra, o davayı davacıya karşı ayrı (müstakil) bir dava olarak açma hakkına sahip olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy