(1086 S. K. m. 237) (4721 S. K. m. 175)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, boşanmakla yoksulluğa düşüldüğü ileri sürülerek yoksulluk nafakasına karar verilmesi istenilmiş; mahkemece, davacının boşanmaya neden olan olaylarda davalıya göre daha ağır kusurlu bulunduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir.
Oysa, tarafların boşanmasına ilişkin Tarsus 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/103 E, 2001/364 K. sayılı kararının temyizi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 7.2.2002 gün 587 E, 1446 K. sayılı ilamında "boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurlu" bulunmuş olup hüküm onanarak kesinleşmiştir.
Böylece boşanmaya ilişkin gerekçeli yerel mahkeme hükmü ve buna dair ilgili daire ilamı kesin hüküm ( HUMK' mad.237 ) kapsamında değerlendirilmelidir. Kesin hükmün sonuçlarını değiştirecek şekilde delil toplanıp gerekçe oluşturulamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece TMK'nun 175. maddesindeki koşulların davacı yararına gerçekleştiği dikkate alınarak "hakkaniyet" ilkesine uygun bir miktar yoksulluk nafakasına hükmedilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy