(2762 S. K. m. 10) (1086 S. K. m. 73) (4721 S. K. m. 995)
Dava dilekçesinde 1.155.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflar tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı (İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü), İ.... mahallesi 7 parselde kayıtlı gayrimenkulün 1/2 hissesinin maliki olduklarını ve davalının ikametgah olarak kullanmak suretiyle işgalinden sözedilerek 1.155.000.000 lira ecrimisilin tahsilini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davacı miktarın düşüklüğü yönünden, davalı ise 16.10.2001 tarihinde din görevlisi olarak Almanya'da göreve başladığını davadan haberdar olmadığını ve bu yeri cami mesrutası olması nedeniyle kullandığını beyanla temyiz etmişlerdir.
HUMK.73.maddesine göre; "Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istisna veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez"
Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümlerine göre; tebliğ mecurunun muhatabın gösterildiği adreste bulunmaması sebebini komşu, kapıcı, muhtar.....vs.'den soruşturup keyfiyeti tebliğ mazbatasında belirtmesi lazımdır. Bu işlem yapılmamış oldukça işlem noksan ve yalnız memurun sözünde kalmış olacağından tebligat usulsüzdür.
Kabule göre de; uyuşmazlık konusu 7 parselin meşruta olup olmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Vakfiyye hükümlerine göre elatıldığı iddia edilen yerin meşruta niteliğinde bulunduğu, camii imamlarının oturmasına şart kılındığı takdirde cami görevlisi bu yerden ücretsiz yararlanabilecektir. Ayrıca doğrudan hayrattan olan cami mesrutası, yapıldığı şekilde muhafaza edilmiş ise, orada oturmayı vakıfname hükümleri haklı ve geçerli kılabilecektir. Ancak cami imamlarının oturmasına (süknasına) şart kılınan mesrula, vakıflar kanunun 10.maddesinde ifade edildiği üzere "işe yaramaz" bir duruma gelmişse (veya yıkılarak yeniden yapılmışsa ya da çok esaslı tamirat görmüşse) o takdirde mazbuteye alınan vakıf nedeniyle idarenin tahsis yapma yetkisi ortaya çıkacaktır.
O halde mahkemece, davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle tarafların ibraz ettiği deliller toplanmalı davaya konu yere ait vakfiye dosya içine alındıktan sonra mahallinde keşif yapılarak öncelikle mesruta olarak sarf edilip edilmediği tespit edilmelidir.
Şayet mesruta olarak tahsis edildiği tespit edilirse bu kez çekişmeli yerin (yapının) önceki halinin ve son durumunun saptanması, uyuşmazlığın vakfiye hükümlerine göre mi yoksa Vakıflar Kanununun 10.maddesi hükmüne göre mi çözümleneceğinin saptaması gekerirken, eksik incelemeyle ve yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy