(3065 S. K. m. 8, 43, geçici m. 6) (818 S. K. m. 213)
Dava dilekçesinde 250.000.000 liralık takibe vaki itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin davalıya inşa ettiği binadan bir daire sattığını ve daireye ait KDV.'yi de Maliyeye yatırdığını, bu bedelin tahsili için davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacı ile aralarında yaptıkları sözleşmede borç miktarı ve ödeme şeklinin açıkça kararlaştırıldığını, KDV.'nin ayrıca ödeneceğine ilişkin sözleşme de bir hüküm bulunmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında yapılan sözleşmede KDV. ile ilgili hiçbir hüküm bulunmayıp, davacı tarafın KDV.'nin davalı tarafından ödeneceği hususunda anlaştıklarını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
3065 sayılı KDV. Kanuna'na göre "gayrimenkul satışında KDV.'nin satıcı tarafından satış bedeli ile birlikte tahsil edilerek vergi dairesine yatırılması gerekir." Başka bir anlatım ile KDV.'nin asıl yüklenicisi, malı satın alan kişidir. Her ne kadar perakende satışlarda, satış fiyatı KDV. bedelini içerecek şekilde gösterilmekte ise de, gayrimenkul satışı perakende satış niteliğinde olmadığından, satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi gerekir. Gerek tapu resmi senedin de, gerekse de taraflar arasında yapılan sözleşmede, satış bedeli gösterilmiş olup, bu bedelin KDV.'yi içerdiği ya da içermediği yolunda bir hüküm bulunmadığı da gözetilerek, mahkemece KDV.'nin davalı alıcıya ait olduğunun kabulü gerekir.
Yukarıda hükmedilen ilke ve esaslar gözetilerek, yapılacak yargılama neticesinde varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, olur düşünceler ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy