(1086 S. K. m. 288, 292, 321, 356)
Dava: Dava dilekçesinde 400.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davacının daha evvel bedelini ödediği 25.13 gram ağırlığındaki bileziğin aynen, olmadığında karşılığı olan 400.000.000-TL'nın davalı ( kuyumcu )dan tahsili talep edilmektedir.
Mahkemece; davalı tarafından davacıya verilen kartvizitin "aslının" mahkemeye ibraz edilmemesi nedeniyle fotokopisi olan bu belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunmadığından bahisle ( ve davalının yemini üzerine ) ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacının delil olarak fotokopisini ibraz ettiği kartvizitin aslının Cumhuriyet Savcılığının, emanetin 2003/97 sırasında kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yine, Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada ( 2.celsede ) davalı Ümit'in sanık olarak ifadesinde söz konusu kartvizitdeki yazının kendisine ait olduğunu belirtmiştir.
HUMK.nun 292, II. maddesine göre yazılı delil başlangıcı, iddianın tamamen ispatına yetmemekle beraber bunun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraftan sadır olmuş bulunan belgelerdir. HUMK.nun 292, 1. maddesinde ise; yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği belirtilmektedir.
Bu durumda mahkemece; Cumhuriyet Savcılığının emanetin 2003/97 sırasında kayıtlı bulunan kartvizitin aslının dosyaya getirtilmesi ve yazının davalıya ait olup olmadığının araştırılması gerekir. Daha sonra bu belgenin HUMK.nun 292. maddesinde belirtilen yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğuna kanaat getirilirse; davacıya davasını tanıkla ispat olanağının tanınması sağlanmalıdır. Şayet tanıklar da iddiayı doğrularsa davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan konular ile ilgili yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy