(2886 S. K. m. 74, 75) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Dava dilekçesinde 72.000.000 lira alacak ve fer'ileri için takibe vaki itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı Belediye Başkanlığı Vekili; Enez Altınkum Sahilinde Hazineye ait taşınmaz üzerine baraka yapmak suretiyle Belediye'nin sunduğu temizlik, çöp toplama, ilaçlama gibi hizmetlerden yararlanan davalıdan 2000 yılı için Encümen kararı ile belirlenen ve ödenmemiş olan 72.000.000 lira hizmet bedelinin gecikme faizi ile birlikte tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali, % 40 inkar tazminatı ile alacağın aylık % 7 faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, önceki yıllarda hizmet bedelini ödemiş ise de, 2000 yılında hizmet verilmediğinden hizmet bedeli istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile alacağın faizi ile birlikte 246.240.000 lira olarak tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerden; Milli Emlak Genel Müdürlüğünün emirlerine istinaden 2886 Sayılı Yasanın 74. ve 75. maddeleri uyarınca barakanın tahliyesi ve yıkılmak üzere Mal Müdürlüğüne teslimi; aksi halde mevzuat gereği yıkılacağı 23.02.2000 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Belediyenin yıkım işini üslenmesi nedeniyle yıkım Eylül - 2000 sonuna bırakılmış, yıkım işinin gerçekleşmemesi üzerine barakaların Ocak - 2001 de Mal Müdürlüğünce yıktırıldığı anlaşılmıştır.
Kanun aksini emretmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispat ile yükümlüdür (MK. mad. 6).
Dairemize intikal eden benzer davalarda ve bu davada davalılar Belediyenin 2000 yılında hizmet vermediğini, bu nedenle hizmet bedelini ödemediklerini savunduklarına göre; bu savunmalar değerlendirilerek davacının alacağı isteyebilmek için öncelikle bedele konu hizmetleri verdiğini ispat etmesi gerektiği düşünülmeden davanın kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; itirazın iptali ile birlikte alacağın tahsiline de karar verilmesi, takipte faize faiz yürütülecek şekilde talep olduğu halde itirazın iptaline karar verilirken takip tarihinden sonra yalnızca asıl alacağa faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına denilmemesi, likit olan asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken işlemiş faiz üzerinden de icra inkar tazminatına hükmedilmesi, 6183 Sayılı Yasada belirtilen gecikme zammı her yıl değiştiği (ve düştüğü) halde aylık % 7 olarak sabitlenmesi hususları da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy