(1086 S. K. m. 427/11)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalının boşandıklarını, anlaşmalı boşanma olmasına rağmen, müvekkili için verilecek bulunan 25.000.000 TL nafakanın hüküm altına alınmadığını bu nedenle açılan nafaka davası sonucunda; aylık 40.000.000 lira nafakaya hükmedildiğini aradan geçen zaman içerisinde paranın satın alma gücünün düştüğünü ve hayat şartlarının ağırlaştığını ileri sürerek aylık 40.000.000 lira yoksulluk nafakasının 120.000.000 liraya çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; Boşanmayı müteakip, davacının kendisine 25.000.000 lira, oğlu Burç için 8.000.000 lira, diğer oğlu Burçin için ise 8.000.000 lira olmak üzere toplam 41.000.000 lira nafaka bağlandığını, mevcut nafakaları Ziraat Bankasında açılan hesaba eksiksiz olarak yatırdığını, davacının 2.8.2000 tarihinde Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesine tekrar dava açarak nafakanın artırılması talebinde bulunduğunu, bu dosya ile de davacıya 40.000.000 lira nafakaya hükmedildiğini, bu kere henüz bir buçuk yıl geçmesine rağmen tekrar nafaka artırımı talep etmesinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının davalı hakkında açmış bulunduğu mahkememizin 2000/648 Esas, 2000/1065 Karar sayılı ve 19.12.2000 tarihli nafaka ile ilgili hükmün henüz kesinleşmediği, kesinleşmeyen dava ile ilgili olarak yeniden nafakanın arttırılması konusunda dava açılamayacağı, henüz derdest bir dava bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında görülen Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/648 Esas-2000/1065 Karar sayılı nafaka dosyasının incelenmesinde; anlaşma metninde verilmesi gerekin aylık 25.000.000 TL nafakanın, boşanma kararında unutulduğundan bahisle, aylık 80.000.000 lira yoksulluk nafakası talep edilmiş, mahkemece de, davanın kısmen kabulü ile; aylık 40.000.000 TL nafakanın dava açma tarihinden geçerli olmak üzere davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili ile davalının yüzlerine karşı verilmiş olup, davalıya çıkartılan tebligat davalının adresten ayrılması nedeniyle iade edilmiştir.
HUMK. nun 427/11 maddesine göre; Miktar veya değeri (dava tarihine göre) 40.000.000 lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.
Hukuk Genel Kurulunun 14.5.1997 tarih ve 1997/2-32 Esas, 1997/422 Karar sayılı ilamında da açıklanan gerekçelerle temyiz ve karar düzeltmede aylık nafaka miktarının gözetileceği açıklanmıştır.
Yukarıda sözü edilen dosyada; kabul edilen aylık nafaka miktarı 40.000.000 lirayı geçmemektedir. Ret edilen miktar da 40.000.000 lira olduğundan, verilen hüküm taraflar açısından (temyiz kabiliyeti bulunmadığından ötürü) karar tarihi itibariyle (şekli anlamda) kesinleşmiştir. Mahkemece, bu husus gözetilmeden, kararın kesinleşmediğinden bahsedilerek, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy