(1086 S. K. m. 237) (4721 S. K. m. 176/3)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Esas davada önceki iştirak ve yoksulluk nafakalarının artırılması, birleştirilen davada ise, aylık 35.000.000 lira olan yoksulluk nafakasının kaldırılması istenilmiş; mahkemece iştirak nafakası yönünden istemin kabulüne, yoksulluk nafakasının ise; boşanma kararı ile verilen bu nafakanın kadının kusurlu olması nedeniyle usulsüz olduğu, yoksulluk nafakası koşullarının oluşmadığı gözetilmeden nafakaya hükmedildiği taraflarca temyiz edilmeden kesinleştiği böylece oluşan hukuki yanılgının genişletilmesinin hakkaniyet kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesi ile artış isteminin reddi, nafakanın kaldırılması isteminin ise kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Taraflar, Ankara 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/957 E., 1993/487 sayılı kararı ile kadının evi terk nedenine dayalı olarak boşanmış, boşanma ilamında kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ve taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Daha sonra 15.2.2000 tarihinden geçerli olarak nafaka 35.000.000 liraya yükseltilmiş, 20.2.2001 tarihinden itibaren yeniden artış istemli dava ise davalı kocanın ekonomik durumunun yetersizliği nedeniyle reddedilmiş, işbu davada da iştirak ve yoksulluk nafakalarının artırılması istenilmiş, birleşen dosyada da yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle yoksulluk nafakası artışı kabul edilmediği gibi, nafakanın kaldırılması yönünde hüküm kurulmuştur.
Oysa yoksulluk nafakasının verilmesine ilişkin karar kesin hüküm (HUMK m. 237) niteliğinde olduğundan tarafları bağlayıcıdır.
Kararın öncesindeki usulü ya da maddi hataların bulunduğu gerekçesi ile kesin hükmün sonuçlarını değiştirecek şekilde yeniden deliller değerlendirilip, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirecek yasal koşulların da (TMK m. 176/3) oluşmadığı gözetilmeden nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy