(4721 S. K. m. 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalının anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma kararında; davalı kadın lehine kararın kesinleştiği tarihten itibaren aylık 100.000.000 lira yoksulluk nafakası bağlanmasına, yine bu nafakanın her yılın ocak ayından geçerli olmak üzere %65 oranında artırılarak devamına karar verildiğini, ancak nafakanın her yıl artışlar neticesinde korkunç boyutlara ulaştığını (Ocak 2002 tarihi itibarıyla aylık 750.000.000.-TL); boşanmanın üzerinden 4 yıllık süre geçtiğinden; bu süre zarfında tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında fevkalade değişiklikler olduğunu iddia ederek, nafakanın kaldırılmasını, yerinde görülmediği takdirde mevcut nafakanın 50.000.000 TL'ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, ...davacı taraf yasada belirlenen koşulları kanıtlayamamış, boşanma davasının kesinleşme tarihi olan 1998 yılından sonra, davacı 3 kez evlilik yapmış, sahip olduğu MRC. Çizgim Araştırma Reklam Eğitim, İletişim Hizmetleri ve Ticari Limitet Şirket faaliyetini devam ettirmiş, davalının gelirinde iyileşme olmamıştır... gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK. nun 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Hakkaniyet bir bakıma adaleti deyimler. Fakat sevgi, anlayış ve hoşgörü duygularıyla paylaştırıcı ve denkleştirici davranmak, adaletli davranmaktan daha başka ve dahi ileride bir anlam taşır.
Somut olayda, tarafların boşanma protokolü ile kararlaştırdıkları %65 artış şartı ile nafaka miktarının ulaştığı nokta itibarı ile ödenemez "katlanılamaz" hale geldiği iddia olunarak, nafakanın kaldırılması veya indirilmesi istenilmektedir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, sözleşmenin yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar; artık o akitle bağlı tutulamazlar. Değişen bu koşullar karşısında Medeni Yasanın 2. maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebilirler.
Sözleşmede kabul edilen nafakanın her yıl %65 arttırılması şartı ile davalı (nafaka alacaklısı); ülkede seyreden yüksek enflasyonun etkilerinden kurtulmayı amaçlamıştır. Oysa Hükümetçe alınan kararlarla zaman içerisinde enflasyon oranı düşmüş, 4721 sayılı yasa ile (176/son madde) getirilen gelecek yıllar için nafaka artış istemlerinde; Devlet İstatistik Enstitüsünce açıklanan Toptan Eşya Fiyat Endeksi artış oranında artırım yapılması Yargıtay'ca benimsenmiş bulunmaktadır.
Mahkemece, nafakanın her yıl için %65 oranında artırılması şartının; davacı (nafaka yükümlüsü) için katlanılmaz bir yükümlülük olduğu gözetilerek, bu şartın her yıl TEFE oranında artış şeklinde uyarlanmasına karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy