(818 S. K. m. 41, 43, 44, 390)
Dava: Dava dilekçesinde 310.000.000 lira borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 310.000.000 TL'nın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı Ö. Kuyumculuk'dan tahsili, Dışbank yönünden açılan dava atiye bırakıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığı cihetine gidilmiş, hüküm davalı Ö. Kuyumculuk vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde, hamili bulunduğu kredi kartını çalan (dava dışı üçüncü kişilerin) davalı işyerinden yaptıkları alışveriş karşılığı olan 310.000.000 TL borçlu bulunmadığının tespitini istemiş, yargılama esnasında 24.4.2004 tarihli dilekçesi ile bu miktarı bankaya ödemiş olduğundan, ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.
Kayıp veya çalınmış bir kredi kartını eline geçiren kişinin bu kartla sahte imza atarak alış-veriş yapması halinde sorumluluk BK. mad. 41. vd hükümlerine tabidir. Çünkü hırsız ile kredi kartı sisteminin tarafları arasında bir hukuksal ilişkinin varlığını ileri sürmek mümkün olmadığından, kayıp kartın kullanılması haksız fiil niteliğine taşımaktadır.
Davacının kredi kartı ile 17.9.2003 tarihinde alışveriş yapıldığı, 18.9.2003 tarihinde ise davacının kartı kaybettiğini fark edip bankaya bildirdiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ayrıca slip aslındaki imzanın davacıya ait olmadığı bilirkişi raporunda açıklanmıştır.
Kredi kartını kayıp veya çalınma gibi rıza dışı bir nedenle elinden çıkaran kart hamili, kartı kendisine veren kuruma derhal kayıp bildiriminde bulunmak zorundadır. Bu bildirimin hiç yapılmaması veya geciktirilerek yapılması halinde kart hamili kendi kusurlu davranışı ile hukuka aykırı kullanıma yol açmış olacağından, kartla yapılan alışveriş bedelini kuruma ödemek zorundadır. Nitekim davacı da söz konusu ödemeyi yapmıştır.
Kredi kartı üzerinde adı ve soyadı yazılı kişi tarafından kullanılabilir. Başka bir kişi tarafından ibraz edilen kredi kartını üye işyeri kabul etmemek zorundadır. Bu yüzden kartı ibraz eden kişinin yetkili hamil olup olmadığının tespiti gerekir. Üye işyeri görevlisi bu amaçla imza, kimlik vs. kontrolü yapmalı, bu esnada BK.390.md. göre yerine getirmesi gereken özeni göstermelidir. Örneğin; kart üzerindeki imza ile harcama belgesine atılan imza arasında çıplak gözle yapılan incelemede çok açık bir farklılık olmasına rağmen üye işyerinin bu kartla alışveriş olanağı tanıması ve bu şekilde ağır kusurlu bir davranışla kart hamilinin zararının doğmasına neden olması halinde sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Bunun yanında, kredi kartını özenle muhafaza konusunda makul tedbirleri almadan çalınmasına ve zararın doğumuna neden olan kart hamilinin müterafik kusuru olup olmadığının da değerlendirilerek tazminattan tenkis yoluna gidilebilecektir.
Kısaca üye işyeri ağır kusurlu bir davranış ile söz konusu zararın doğmasına neden olduğundan kart hamiline karşı sorumlu olur.
Mahkemece bu ilke ve esaslar çerçevesinde olay tamamen aydınlatılıp, davacı ve davalının karşılıklı kusurları mukayese edilip, zarar faili ile zarar görenin (zararın meydana gelmesine neden olan davranışları) karşılaştırılıp sorumluluklarının kusurları ile orantılı olarak aralarında paylaştırılıp paylaştırılmayacağı irdelenmeden, eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, davacı, davasını vekille takip etmeyip kendisi takip ettiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy