(4721 S. K. m. 756, 757) (1086 S. K. m. 74) (167 S. K. m. 4) (743 S. K. m. 679)
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, Yeşiltepe Köyü Kavaklıdere mevkiindeki kaynağın uzun yıllardır taşınmazlarındaki ürünlerin sulanmasında kullanıldığı, ancak davalıların, bu kaynağın yanında kazı yaparak suyun azalmasına neden oldukları belirtilerek suya vaki müdahalenin meni talep ve dava edilmiştir.
Davalılar, davacının kadim hakkı bulunmadığını, bu suya kendilerinin de ihtiyacı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacılara ait 1 nolu kaynağın suyunu kısmen kesen ve aynı yerden beslenen 2 nolu davalılar kaynağının kapatılması halinde suyun eski hale gelmeyebileceği (heyelan dolayısıyla) bu nedenle 2 nolu kaynağın kapatılması suretiyle müdahalenin men'ine karar verilemeyeceğinden bahisle, talepten farklı ve fazla olarak 2 nolu kaynağa davalıların müdahalelerinin men'ine ve 2 nolu kaynak suyunun 1 nolu kaynağın suyu olması sebebiyle kullanım hakkının davacıya aidiyetine dair karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yapılan sular, kazılarak çıkarılmış kaynak suları olmakla (kadastrosu yapılmamış köyde, tapusuz taşınmazlardan çıkan) yer altı suyu olarak genel su niteliğindedir.
Genel sulardan ise herkes, kadim yada öncelikli kullanım haklarını engellememek koşuluyla faydalı ihtiyaçları oranında yararlanabilir.
Davacıya ait (daha çok sulama amaçlı) kaynağın çıkarılmasından çok sonra davalılara ait kaynağın kazıldığı ve bu nedenle davacının kaynağındaki suyun olumsuz etkilendiği belirlenmiş olup, bu durumda öncelikli yararlanma hakkı davacınındır ve davalılar ancak onun ihtiyacından fazla su bulunması halinde o fazla sudan yararlanabileceklerdir.
Hükme esas alınan Jeoloji Mühendisi bilirkişinin raporunda; davacı ve davalı kaynaklarının üst tarafındaki yamaçta heyelan aynası teşekkül ettiğinden, kaynaklardan birine yapılacak müdahalenin, toprak kayması sonucu kaynakların kaybolmasına ya da farklı yerlerde kaynaklanmasına sebep olabileceğinden sözedilmiştir.
Bu durumda sağlıklı bir çözüm için uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılması ve davalının kazısının kapatılması halinde davacının suyunun eski hale gelip gelmeyeceğinin kesin olarak saptanması gerekir. Eğer eski halin iadesi mümkün olmuyorsa (HUMK.74.mad.gereğince dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınıp talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden) davanın reddi gerekir. Bu takdirde davacının MK.757.md. gereğince tazminat isteme hakkı vardır. Eski hale dönüşü mümkün ise o zaman, bu etkilenme sonucu davacının kaynağında kalan su miktarının (yararlandığı başka sular varsa onların miktarı da tespitle) öncelikli kullanım şekli itibarıyla ihtiyacına yetip yetmeyeceğinin usulünce ve kesin olarak belirlenmesi ve buna göre eğer kalan su ihtiyacını karşılıyorsa yine davanın reddine karar verilmesi gerekir. Aksi takdirde ise, anılan etkileme oranını aşmamak üzere davacının karşılanmayan ihtiyacı kadar suyun, davacının kaynağında kalmasını sağlayacak şekilde davalının kaynağından su alma düzeninin (miktar ve süre bakımından) ayarlanması icap eder.
O halde belirlenen şekilde inceleme ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlarına uygun bir karar verilmesi gerekirken bu yönlerden eksik inceleme ve değerlendirme ile talepten fazlaya hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy