(818 S. K. m. 249)
Dava: Dava dilekçesinde kira sözleşmesinin feshi ile peşin ödenen 19.200.000.000 TL. ile 275.000.000 TL. elektrik açtırma bedeli ve 2000 dolar depozito bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin davalıya ilişkin mecuru 1.9.2003 günlü kira sözleşmesi ile kiraladığını ancak yapı kullanma izni olmayan yer için iş yeri açma ruhsatı alınamadığını ileri sürerek kira sözleşmesinin feshi ile birlikte peşin ödenen 19 200.000.000 TL. senelik kira parası ile 2000 dolar depozito bedeli ve 275.000.000 TL. elektrik açtırma bedelinin kanuni faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalının bu yerin yapı kullanma izni olmadığını bildiği durumda kira sözleşmesini yaparken basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Borçlar Yasası'nın 249. maddesine dayalı akdin feshi ile peşin ödenen kira ve depozito bedellerinin iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 1.9.2003 başlangıç günlü 5 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiştir. Bir senelik kira bedeli olan 19.200.000.000 TL. peşin olarak ödenmiş ve davacıdan 2000 dolar depozito teminat olarak alınmıştır. Ayrıca 275.000.000 TL. elektrik açma kapama parası ödendiği hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, kiralayan davalının sözleşme ile yüklendiği dükkanın kullanılmasını davacı (kiracıya) bırakmak üzere teslim etme borcu yönünden temerrüde düştüğü olgusuna dayanmaktadır.
Borçlar Yasası'nın 249/1. maddesine göre kiralayan kiralananı akitten maksut olan kullanmaya salih bir durumda kiracıya teslim etmek ve kira müddeti zarfında bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Yine, Borçlar Yasası'nın 249/2. maddesine göre; kiralanan akitten maksut olan kullanmak mümkün olmayacak, yahut intifa ehemmiyetli surette azalacak bir durumda teslim olmuşsa, kiracı akdi feshe ya da ücretten münasip bir miktarın tenzilini istemeye selahiyattardır.
Somut olayda; davalı kanundan doğan bu yükümlülüğünü sözleşme anında yerine getirmediği gibi, sözleşme kurulduktan sonra davacı tarafça 7 günlük uygun süre verilmesine rağmen yerine getirilmemiştir. Kaldı ki, davalı savunmasında ve mahkeme gerekçesinde davacının sözleşmenin kuruluşu anında bu durumu bildiği durumda sözleşme yapması sebebiyle katlanması gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak, davacı bu yerin tıbbi cihaz alım satımını gerçekleştirmek için 5 senelik süre ile kiralanması durumunda davacı kiracının amacının gerçekleşmeyeceğini bilerek böyle bir sözleşme yapması hayatın olağan akışına aykırıdır.
O durumda mahkemece, işin esasına girilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy