(4721 S. K. m. 4, 175)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüldüğü ileri sürülerek yoksulluk nafakası istenilmiş, mahkemece, derdestlik itirazının geçerli bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 30.9.2003 gün ve 2003/11750-11281 sayılı kararı ile ...derdestlik koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısı ile derdestlik itirazının reddi ile uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken davanın usul yönünden reddi doğru görülmemiştir... gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen kararda; ...her ne kadar kesinleşmiş boşanma ilamında taraflar eşit kusurlu kabul edilmiş iseler de kusurun dayandığı olguların mahiyeti ve içeriği itibariyle boşanma davasında davalı olan bu davada davacı kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmetmek özellikle evlilikte sadakat ilkesini ihlal eden tarafı maddeden mükâfatlandırmak olacağı gibi esasen 1966 doğumlu olan davacının boşanmakla da yoksulluğa düşeceği hususu yeterli derecede kanıtlanamamış bulunduğundan bahisle... davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK. nun 175. maddesine göre; Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Yasada açıkça belirtildiği gibi; nafakaya hükmedilebilmesi için, nafaka isteyenin kusurunun karşı taraftan daha ağır olmaması gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre; eşit kusurlu eş de diğer şartları varsa yoksulluk nafakası isteyebilir.
Boşanma dilekçesinde; davalı kadının sadakatsizliğine ilişkin bir iddia söz konusu olmadığı gibi, mahkemece de; tarafların eylemine göre, eşit kusurlu oldukları kabul edilerek, boşanmalarına karar verilmiş, hüküm boşanma yönünden onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasından; davalının emekli astsubay olduğu, davacının ise ev hanımı olduğu herhangi bir gelirinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, davacının boşanmada davalıdan daha ziyade kusurlu olmadığı gibi boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği de gerçekleşmiş olmasına göre; mahkemece, davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy