(4721 S. K. m. 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalının haksız olarak müşterek haneyi terk ettiğini ve birlikte yaşamaktan kaçındığını, müvekkili davacının ise kısıtlı miktardaki emekli maaşı ile ihtiyaçlarını karşılamakta oldukça zorlandığını ileri sürerek, müvekkili için aylık 500.000.000 TL. tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, tarafların emekli olduğu, davacının emekli maaşının davalının maaşından yüksek olduğu, davacının nafaka ihtiyacının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacı (kadın) davalının haklı bir sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçındığını iddia etmiş, duruşmada dinlenen davacı tanıkları da davalı kocanın hiçbir neden yokken müşterek evden ayrıldığını beyan etmişlerdir. O halde; davacı kadın ayrı yaşamakta haklı kabul edilmelidir.
Yine Emekli Sandığından emekli olan davacının ayda 510.000.000 TL., SSK emeklisi davalının ise ayda 412.000.000 TL: maaş aldığı, ancak; davalının aynı zamanda serbest mali müşavirlik yaptığı ve vergi mükellefi olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davada olduğu gibi davacının belirli düzeyde de olsa emekli maaşı alması ve sosyal güvencesinin bulunması (ihtiyaçlarını giderecek seviyede değil ise) eşinden nafaka talep etmesini engellemez. Ne var ki bu koşullarda takdir edilecek nafaka hakkaniyet ölçüsünde bir miktar olmalıdır.
O halde; kirada oturup 200.000.000 TL. aylık kira bedeli ödeyen davacının geçinmesine yetecek, aynı zamanda davalının geliri ile orantılı ve hakkaniyete uygun bir miktar nafakanın az da olsa hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy