(1086 S. K. m. 439)
Dava: Dava dilekçesinde 212.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 90.114.902.250 liranın tahsiline dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı Vek. Av. A. Elçi geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı Vek. Av. A. Elçi geldi. Evrak üzerinde inceleme yapıldıktan sonra dosyada bazı nevakısın giderilmesi için mahalline iade edilmiş olup, bu kere yeniden gelmekle kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip gereği düşünüldü:
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Dava dilekçesinde; dava konusu 4 nolu parseli davalının haksız olarak kullandığı iddiası ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı tutularak 1999 yılına kadar olan dönem için dava açıldığı ve ecrimisile hükmedildiği o davada istemden fazla olan kısım için talep haklarının saklı tutulduğu iddia edilerek o davada fazla tutulan alacak miktarı ile, önceki davanın açıldığı tarihten sonraki dönem (1999 - 2000 yılı) için ecrimisil talep edilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 199.366.959.663 liranın tahsiline dair verilen karar Dairemizin 5.2.2002 gün ve 2001/10615-2002/1195 sayılı ilamı ile hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulunun raporunun yetersiz olması nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece 28.5.2002 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma doğrultusunda işlem yapılmak üzere mahallinde 26.6.2002 günü keşif yapıldığı halde, 20.3.2003 tarihli celsede davacının önceki davada saklı tutmuş olduğu fazla hak ile ilgili olarak bu davadaki istemi yönünden dosyanın tefrikine karar verilerek 13.5.2003 günü ilk davada alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Mahkemece verilen ilk karar her iki istem yönünden Dairemizin 5.2.2002 gün ve 2001/10615-E, 2002/1195-K sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece 28.5.2002 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Kural olarak bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf için usulü kazanılmış hak doğar. Bozma kararına uyulması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bozma nedenidir. Buna göre Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır; bozma kararı gereğince inceleme yaparak yeni bir hüküm vermek zorundadır.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, istemin bir kısmı hakkında dosyanın tefrikine karar verilmek suretiyle hükmüne uyulan bozma ilamı gereği yerine getirilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2- Kabul şekline göre de;
Mahkeme önceden açılan kısmi davada alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurmuştur.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre, kısmi davada alınan bilirkişi raporu açılan ikinci davada kesin delil oluşturmaz (HGK 1.11.1974 gün ve 9/199-1132 sayılı kararı). İkinci davada davacının talep etmiş olduğu alacak miktarını kanıtlaması gerekir. Zira açılan ilk davada alacak miktarının o davada istenilen kadar olduğunun kanıtlanması yeterli olup fazlasının kanıtlanması gerekmemektedir. Öte yandan bilirkişi raporu takdiri delillerdendir.
O halde mahkemece açılan bu davada talep edilen alacak miktarı kanıtlanmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 375.000.000 lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy