(4721 S. K. m. 4, 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile davalı ile müvekkilinin 1975 yılından beri evli bulunduklarını, davalı tarafından açılan boşanma davasında; müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleşmesinden bu yana davalının eşini ve çocuklarını arayıp sormadığını, bilinen adreslerinde de bulunamadığını iddia ederek, müvekkili için ayda 500.000.000 TL. tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalının bundan böyle bir araya gelerek müşterek hayatı sürdürmelerinin mümkün olmadığını, müşterek hayatın tadilinde kusurlu olan tarafın davacı tarafın olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, ...Daha önce açılan boşanma davası reddedilip kesinleşmiştir. Kadının davada tespit olunan ayrı yaşama hakkının ebediyen devam edeceğini kabul etmek evlilik müessesesi ile bağdaşmaz. Davacı aradan geçen uzun zaman içinde hoşgörü gösterdiğini eşinin bu yaklaşmayı kabul etmediğini ifade etmiş ve tanıklar ile de bu husus öne sürülmüştür. Ancak; başlı başına ayrı yaşamayı haklı kılan yeni bir olayı ispat etmedikçe boşanma davasından önce meydana gelen olaylar bu davada hükme esas alınamaz... gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK. nun 197/2. maddesine göre; Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda; davacı (kadın), ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Davalı tarafından açılan boşanma davasının; ...davalının kusurundan kaynaklanan ve boşanmayı gerektiren bir neden ispat edilememiştir... gerekçesiyle ret edildiği anlaşılmaktadır. Boşanma davasından sonra eşlerin birlikte oturmaları asıldır. Ancak, boşanma davasının açılmasında davacı (kadının) herhangi bir kusuru yoktur. O davanın reddinden sonra davalının barışma girişiminde bulunmadığı, eşini müşterek konuta davet etmediği, hatta müşterek oturulan evi terk ederek izini kaybettirdiğine göre, cevap dilekçesinde de; tarafların bundan böyle bir araya gelerek müşterek hayatı sürdürmelerinin mümkün görülmediğinin bildirilmiş olması karşısında; davacının, ayrı yaşamakta haklı olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece, davacının geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy