(1086 S. K. m. 240, 254)
Dava: Dava dilekçesinde 350.000.000 lira alacağın, yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalıya besleyip büyütmesi için 12 adet kuzu verdiğini, ancak davalının bu kuzulardan birini sattığını beyan ederek, bedeli olan 350.000.000 liranın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının hayvanını satmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK.'nun 240. maddesine göre, tanık beyanı takdiri bir delildir. Bu nedenle hakim tanık ifadesi ile bağlı değildir. Tanığın doğruyu söylemediğine dair delil ve belirtiler varsa, tanık beyanlarının aksi yönde de karar verilebilir. Ancak, HUMK. nun 254. maddesine göre aksine inandırıcı delil ve olaylar mevcut olmadıkça asıl olan tanık beyanlarının doğru kabul edilmesidir. Davacı taraf, yargılama sırasında dinlettiği tanıkları ile iddiasını ispat edebilmiştir.
Tespit edilen olgulara ters düşmeyen ve davalı tarafından aksine inandırıcı delil ve olay gösterilmeyen davacı tanıklarının beyanlarının kabule değer görülmeyerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy