(1086 S. K. m. 240, 254, 428)
Dava dilekçesinde 300.000.000 lira alacağın, yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, davalının müvekkiline ait koyunu kestirerek zarar verdiğini beyan ederek, koyun bedeli olan 300.000.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davanın reddini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK.'nın 240. maddesine göre, tanık beyanı takdiri bir delildir. Bu nedenle hakim tanık ifadesi ile bağlı değildir. Tanığın doğruyu söylemediğine dair delil ve belirtiler varsa, tanık beyanlarının aksi yönde de karar verebilir. Ancak, HUMK. nun 254. maddesine göre aksine inandırıcı delil ve olaylar mevcut olmadıkça asıl olan tanık beyanlarının doğru kabul edilmesidir. Davacı taraf, yargılama sırasında dinlettiği tanıkları ile iddiasını ispat edebilmiştir.
Tesbit edilen olgulara ters düşmeyen ve davalı tarafından aksine inandırıcı delil ve olay gösterilmeyen davacı tanıklarının beyanlarının kabule değer görülmeyerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy