(4721 S. K. m. 756, 757, 758) (743 S. K. m. 679, 680, 682)
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacıların davasının kabulüne, davalılar (k.davacılar) ın davasının reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalılar (k.davacılar) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Asıl davada, davacıların kadimden beri içme ve sulama suyu olarak kullandıkları dere suyunun davalılar tarafından boru ile götürmek istemeleri suretiyle meydana gelen müdahalenin önlenmesi talep edilmiş,
Karşı davada ise; davalılar (k.davacılar) ın kadimden beri sulama suyu olarak kullandıkları "aynı suya" davacılar (k.davalılar)tarafından içme suyu amacıyla boru ile götürülmesi suretiyle oluşan müdahalenin men'i istenilmiştir.
Mahkemece; dava konusu suyun sekiz aileye içme suyu olarak yetebileceği ve içme suyunun öncelik taşıyacağından bahisle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalılar (k.davacılar) vekili temyiz etmektedir.
Bilirkişi raporunda dava konusu suyun sulama suyu olarak yetersiz bulunduğunu, içme suyundan arta kalan suyun sulamada kullanılabileceği belirtilmiştir.
Dosya kapsamından ve tanıkların beyanlarından köyde muhtarlık tarafından evlere içme suyu dağıtıldığı ve davacıların evlerinde de bu şebekeden içme suyu bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık bilirkişi raporunda davacıların evlerindeki içme suyu dikkate alınmadan (dava konusu su ile ilgili olarak) içme suyu ihtiyaçlarının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu su , devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerden çıkan genel su niteliğindedir.
Genel sulardan ise; herkes kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşulu ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanır.
Bu durumda, tarafların taleplerinin daha iyi araştırılması ve sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için suların en az olduğu bir sulama döneminde, su işlerinden anlayan uzman bilirkişiler seçilerek yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu suyun debisinin ölçülmesi ve içme suyunun, sulama suyuna göre öncelik taşıyacağı ilkesi dikkate alınarak öncelikle davacıların yararlandığı (evlerindeki içme suyu ile birlikte) başka içme suyu kaynakları olup olmadığı araştırılarak ve mevcut sular gözönünde bulundurularak dava konusu suya olan ihtiyaçlarını belirlemek olmalıdır.
Eğer davacıların dava konusu suya ihtiyaçları olmadığı anlaşılırsa asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar vermek olmalıdır. Aksi halde yani davacıların dava konusu suyun bir kısmına ihtiyaçları var ise artan suyun davalılara (k. Davacılara) verilmesi ile ilgili su rejimi kurulmalı, ve nihayet davacıların dava konusu suyun tamamına (içme suyu olarak) ihtiyacı var ise o takdirde şimdiki gibi karar verilmelidir.
Belirtilen hususlar ile ilgili yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy